9 Ocak 2017 Pazartesi

Hasan Ali Toptaş / Kuşlar Yasına Gider







İkibinonyedi'nin ilk yazısı, bir kitap yazısı olsun istedim. Zira niyetim bu yıl geçen sene yaptığım tembelliği yapmamak. Ve fakat insanım da. Sağım solum belli olmaz :)

İkibinonaltı'nın son kitabı, kendisi gibi hüzünlü bir kitap oldu.

Kuşlar Yasına Gider, Hasan Ali Toptaş'ın son, benimse onunla tanıştığım ilk kitabı.

Kitap, köyümüze gittiğimiz uzun kış akşamlarında, bizim gelişimizle anneannemlere doluşan, teyzelerim, dayılarım, yengelerim ve kuzenlerimle geçirdiğim çocukluk anılarımdan kopup gelmiş gibiydi.
Zannediyorum ki okuyan herkesin bir anısına, bir yarasına dokunuyor.
Sıradan diyebileceğim bir konuyu, basit bir dille anlatıyor yazar. Burada insanı hayrete düşüren şey, o basit dilin böylesine ustalıkla kullanılması. Böyle insanı savunmasız bırakması.

O kadar ağladım ki.
Soba başında kestane yediğim, babanemin yardımıyla kümesten yumurta topladığım, annemlerin ötekarşılardan ekin biçmekten dönmesini beklediğim, lastik pabuç giydiğim, şalvarlara özendiğim, dedemin helvası için iki saat tepine tepine ağladığım o köy günlerinden bir kitaptı bu.

Naifti. Hüzünlüydü. Özlem doluydu. Güzel kurgulanmıştı.

Okunsundu.


29 Ekim 2016 Cumartesi

Derdimi seviyorum

Hani hz ibrahim as ateşe atılacakken Cebrail as geliyor ve ey ibrahim yardım iatemiyor musun diye soruyor. O da cevap olarak " Allahım beni görüyor yardım edecekse eder diyor ya..
Öyle işte.
Derdimi insanlarla paylaştığımda yanlış yaptığımı düşünüyorum. Ama bu akşam daha fazla yanlış olduğunu düşündüm.
Rabbim bana derdimi sadece onunla paylaşmayı kimseden iki kelam duymayı değil sadece ondan yardım ummayı bunu da gerçekten samimiyetle yapmayı nasip etsin.
Amin.

27 Ekim 2016 Perşembe

Asla


  • Asla veremediğim kilolarım
  • Asla bitiremediğim o kitap
  • Asla vazgeçemediğim çikolata
  • Asla vazgeçemediğim sivilcelerimi yolma alışkanlığım
  • Asla kolayca hayır diyememem
  • Asla kimseyi kırmak istememem ve birilerini kırmam
  • Asla iş bulamamam
  • Asla bir türlü nasipsizliğimin bitmeyişi
  • Asla tam manasıyla içimi dökememem
  • Asla disiplinli olamamam
  
Ve milyonlarca bunlar gibi olan aslalarım.. Benim aslalarım diğer insanların aslaları gibi değil.Mesela kendi hakkımda hiç bir şekilde "asla" diyemem. Asla çikolata sevmem asla mavi giymem ben şöyleyimdir asla böyle yapmam... O kadar net değilim o kadar net olamam keşke olabilseydim. Benim aslalarım böyle işte, hep olumsuz.
Bazen kendimi bir şekilde boğduğumu düşünüyorum. Asla özgür bırakmıyorum.Mahalleye insana ihtiyaç yok, içimde bir mekanizma var çılgınlarcasına boğuyor kendimi. Başka bir isimle başka türlü bambaşka yazılar yazabilecek biriyim ben. Biraz şizofrenik bulmuyor değilim halimi. Bazen oturup tüm bunların nedenini düşünüyorum. Yaşadığım coğrafya mı doğdugum ailemi yoksa sadece ben böyle olduğum için mi böyleyim? Tüm bunlar kader mi yoksa ben sadece böyle olmayı seçiyor muyum?
Geçen sene bir kitabın içinde çocukluktan kalma bir notumu buldum. İdeal insan tanımlamaları yapmışım ve bunu kendime ödev vermişim. Ömrüm o ideal insana kavuşamamanın hüznüyle geçiyor.   Bana bu "ideal" kalıplara sokma aşkını kim verdi? Keşke birileri ideal olmasamda mutlu ve makul bir insan olabileceğimi öğretseymiş. İnsan ideal olmasa da hatalarıyla kusurlarıyla da güzeldir yeterki arsız olmasın. Yeterki vicdanı kaybolmasın. Çocuğum olursa en büyük öğüdüm bunolur herhalde. İdeal olma kendin ol mutlu ol kendi yolunu kendin çiz özgür ol ruhun özgür olsun inandığını her mecrada cesurca söyle asla kişilik bozukluğun varmış gibi davranma insanlara sayfı duy ve onlardanda o saygıyı söke söke al. İdeal olma, belli kalıplara girme. Allahın öğrettiği çizgi de kendince yaşa, öyle mutlu ol, mutlu bir müslüman ol.
Yirmi sekiz yaşındayım. Hayatın hem çok başında hem çok sonundayım. Hala kendime dair bir şeyleri değiştirebilme umudu var içimde.İçimde merhamet var çünkü. Yanlışlarımı kendi içimde affedecek hoşgörümde olmalı? İçimde çokça sevgi var. Bu sevginin birazcıgını kendime ayırıp bazı şeyleri kolaylaştırsam mesela.
Mesela mesela..
Keşke bu kadar teknoloji olmasaydı.

15 Ekim 2016 Cumartesi

Peçenek Döner



 Ben eti nadir yerim, aram yoktur, bana vejeteryan ol deseniz kolayca olurum :)

Fakat benim gibi nadir et yiyen birinin bile hoşuma giden döneri olan Peçenek Döner'den bahsetmem lazım benim.

Ankara'ya ilk geldiğim zaman götürmüştü eşim. Salaş mekan, tıklım tıklım dolu masalar ve nefis döner...
O salaş mekan,bugün  bir başarı hikayesinin baş kahramanı olarak konağa dönüşmüş. Mekan üç hatta beş katına çıkmış :)

İş büyürken kalitesinden ödün vermemişler. Et biraz yağlı gelse de tadı yağında diyip pideyle o yağı silip süpürmeniz gerek :)

Hala tıklım tıklım, hala  talep fazla.. Zaten meşhur da, bu yazı bilmeyenlere.. Yolu Ankara'ya düşüpte ne yesek diye düşünenlere :)

Neyse!..

Efendim mekanda kredi kartı yok..

Mekan sahibi, dindar bir amcaymış. Bankaları sokmamış dükkanına, cebinizde nakit paranız yoksa gitmeyeceksiniz yani :)

Bir de Cuma gününü tatil yapmış.

Gelde sevme şimdi. Senin öyle tıklım tıkış mekanın olsun, pos cihazı koyma, Cuma gününü de tatil yap.

Durmayın, koşun, gidin.

Gidin ve döner yiyin emi..


25 Eylül 2016 Pazar

Bu günü unutma.





Bu yazı kendim için bir not.
Bu günü unutmamalıyım. O yüzden yazıyorum. Sizinle bir alakası yok.

Resimdeki kızım minnoş hanım bu arada.
Hanım dedik cadaloz oldu.
Kedim bile normal değil..

Bu günümüze şükür.