25 Temmuz 2010 Pazar

Terkedilişin Anatomisi


Gözlerini bir açıp bir kapar gibi,
Yarı uyur,yarı uyanık bir insan
Tasso

Kahve.
Habeşistan’ın bağrından çıkan ilk kahveyi içiyormuşçasına keyif ve heyecanla bir yudum aldım.
Kahvem brezilyalı halbuki. Naneli ve filtre oluşu onu her zaman daha çekici kıldı nazarımda. Her
Sabahın rutini budur. Günü aydın yapan kahvemdir.
Genelde kafeinin verdiği hazza ve enerjiye ihtiyacım oluyor, özelliklede terk edildiğimden beri…
Terkedilmenin anatomisini çıkarttık. Gittiği günden beri kahvem ve ben terk edilmenin nasıl bir boyutta gerçekleştiğini,niçinini araştırdık. Sistemli çalıştık ve teorilerimizi onaylatıp kanunlaştırdık.
Terk edildik çünkü ayaklarımız kokuyordu.Gidilen yollardan kokular bıraktık odalarımıza,zamanla hayatlarımız koktu ayaklarımızdan.Kokuya dayanamadı ,gitti.
Terk edildik çünkü ortadan sıktık macunu.Fakat orta yoldan götüremedik ilişkiyi.Ortadan sıkılan macuna ettiğimiz laf kadar tahammul edemedık bırbırımıze.Annesinin eteğini çekiştirip duran iki çocuk gibi çektik durduk etekleri bir oyana bir bu yana. Ve ne o yana geçtik ne de bu yana. Sonunda elimizde etek parcaları degıl hayal kırıklıklarıydı.
Terkedıldık cunku sucuga yumurta kırdık, birbirimizi kırdık sonra o sofradan kalkıp giderken ben ekmekle daldım sucuklu yumurtaya.Açlığını düşünmedim,açlığını düşünüp “sade” yumurta kırmadı kendine,ilişkimize.Rafadan yumurtalarımızı tokuşturduk çok kez,üstümüz başımız battı,ilk başlarda eğlenirken son zamanlarda kızgındı.Rafadan yumurtayla şaka olmazdı.Kafadan sorunlarla hayat yürümezdi.

Terk edildik çünkü maç izliyordum,kendimi maça kaptırırken onun maçıyla ilgilenmedim.Yanımda anlattığı bir sürü sıkıntıya “ofsayt” deyip düdük çaldım.Bize çıkarttığı kırmızı kartları göremeden topu sürmeye goller atmaya çalıştım.Olmadı olmadı ve ben sonunda ebedi atıldım bu takımdan.
Terk edildik çünkü banyoyu ıslatarak duş aldım hep.Temizlemeden çıktım her defasında,tıpkı akan gözyaşlarını silmediğim gibi,kapılardan onu arkamda gözü yaşlı bırakarak çıktım, hepsinde de döndüğümde banyo temiz,gözler kuruydu.Son defasında banyo da ıslaktı,gözleri de…
Evet biz terk edildik sayın okuyucu, kahvemde bende …
Müsaadenizle uyumaya çalışacağız ama bilirsiniz kafein uyutmaz,
Bu yüzden sanırım gözlerim yarı açık yarı kapalı,
Yarı uyur yarı uyanık bir insanım…

23 Temmuz 2010 Cuma

Babalar -oğullar

Benim babamın oğlu yok.Olmadığı için mutluyum.
Olsaydı kıskanırdım sanırım. Çünkü ne zaman yolda baba-oğul el ele yürüyen birilerini görsem kıskanıyorum.
Bu kıskançlık kötü değil,imrenme,özenme bir yerde.
Babalar ve oğulları arasındaki ilişkinin çok özel olduğunu düşünmüşümdür hep.
Hani derler babalar "kız" larına düşkündür diye,belki öyledir ama oğullarıyla arasındaki bağın farklı olduğunu düşündüm hep. Sonuç olarak kendisinin bir kopyası.oğlu.
Arzettikleri görüntü de çok tatlı.

Bir gün oğlum olursa da babasıyla ilişkisinin mükemmel olması için elimden geleni yaparım.
Kucağında kendinden bir tane olan bir adam görüntüsünden başka nedir tatlı olan :)
Bir kadını en mutlu eden görüntülerden bir tanesidir eminim.

Biraz önce yine bir baba oğul gördüm.minicik elini babasınınkine güvenle bırakmış,istediği gibi şımaran,sıkıldığında kucağına atlayan,babasının güçlü kollarında kendinden emin...

Çok tatlı çok... paylaşmak istedim :)

Bu arada bunu da dinlerseniz,konuya uygun bi şarkı olmuş olur :)