26 Ağustos 2010 Perşembe

yaşlanıyoruz artık.


Çocuklar için bir bayram havasında geçer ya dogum gunleri,insanın yaşı tek haneliden çifte,büyümeye başladıkca,o bayramlıktan çıkarmış.

Hakkaten de öyle oldu.

Hevesle heyecanla beklediğimi hatırladıgım dogum gunleri geride kaldı.

Talihsiz bir yanı vardı dogum gunlerımın,tatilde oldugu ıcın oyle buyuk capta partıler veremezdim,bir iki kişiyle kalırdık,ya da mahalleliyi cagırırdı annem,kuran fılan okurlardı :)

ben pastamı keser,hedıyelerımı kabul eder,ıkı uc arkadasımla gunumu bıtırırdım.


Dün -yani sevgili dogum günüm :)- gayet sıradan bir gündü.Çalışmaya devam ederken arada aldıgım kabuller oldu,pastasız,partısız bir dogumgunuydu dogal olarak velhasl :)

Fakat bugunde yaşlandıkca bekledıgınız sadece hatırlanmak.

Ötesi değil.

Hatırlanıp varlıgınızdan mutlu olundugunu bılmek.


Tabii bide böyle jestlerle hatırlayan biri varsa hayatınızda,yaşlanmak bile güzel :)

Çok güzel güllerdi ve gercekten mutlu oldum.İnsanın arada böyle şeylere de ihtiyacı olmuyor değil ;)


Sözün özü,yaşlanıyoruz artık,yaşlanıyoruz...

19 Ağustos 2010 Perşembe

Umre Notları -1-

Umre,Hac..
Bir müslümanın başına gelebilecek en güzel ibadetlerden bir tanesi.
Her müslümanın yılda bir kez gidip orda şarj olup gelmesi gerektiğini söylerim hep.
Bundan 4 sene önce nasip olmuştu gidip görmek,ayak basmak oralara...
Şimdi bizimkiler -anne ve babam- yine mübarek kabenin yanı başındalar şuanda.Bende bol bol selam gönderiyor dua ettriyorum kendime :)
Hal böyle olunca yani onlar gidince tüm işler de bana kalmış durumda ama şikayetçi değilim.
Çünkü onların bitmek bilmez usanmaz gitme aşkını -ki 4. ye filan gidiyorlar sanırım hatırlamıyorum artık :)- anlayabiliyorum. Bunu da ancak gidip görüldüğünde ibadet edildiğinde anlaşılabilecek birşey olduguna inanıyorum.Yani her senede gideceğine bir fakire yardım et" diyenlerin hep cahilliklerine veriyorum velhasıl.
Çünkü ne tv de gördüğünüz ne de resimlerde baktığınız Kabe..
Kabe gözle gönül arasında işlenmiş bir resim.
Onun o büyüsünü,onun o kokusunu ancak gidip gördüğünüzde,o havayı teneffüs ettiğinizde
anlayabilirsiniz.
O vakte kadar idrak ettiklerinizin azlığına şaşırıp kalıyorsunuz.
Meğer diyorsunuz meğer ben hiç birşey bilmiyormuşum,meğer tüm bunlar okadar gercek bir okadar rüya bir okadar ihtişamlıymış ki!..
Yaşanılan duyguların gerçekten tarifi yok,hele gördüğünüz ilk an!..
Sanki ilk defa görüyormuşcasına,aşık oluyorsunuz.İhtişamından titriyor,ister istemez ağlıyorsunuz.Sanki bir illizyon gibi,karşınızda tüm ihtişamıyla bir kara kutu, o kara kutu sizi ağlatıyor,sizi kendine deli gibi bağlıyor,kopamıyorsunuz.
Tüm düşüncelerin yanı sıra saran duygular çok farklı.
Bu farklılıktan sonra anladım ki hiç ama hiç birşeyin tadı öyle değil.
Mesela,sabah namazlarından sonra muhakak bir iki tavaf yapar öyle yatardık. O sabah çok uykum vardı yapmak istemedim uyanınca yaparım dedım ama bizimkiler bırakmadılar,sonra tavafa girdik,bi baktım önümde yerde birisi.Adamın ayakları yok,elleriyle sürünerek yerde gidiyor.Öyle tavaf ediyor.O an utancımdan yerin dibine girdim,ben bu kadar saglamken uykuyu bahane ediyorum,ondaki nasıl bir aşk Allahım! elleriyle sürünüyor..

Velhasıl,anlatılacak okadar çok şey var ki.. Ara ara yazmayı planlıyorum.
Allah herkese gitmeyi ve tekrarını nasip etsin inş. diyorum...