22 Mart 2012 Perşembe

İznik Gölü -Mel'in gözünden-










Bir hocamız, dünya üzerinde iki yerden güneşin batışının en güzel izlendiğini söylemişti. Tabii ki birisi İznik'ti.
Herhalde bir çok yer içinde bu söylenmekte. Ama bazen hocamıza hak vermiyor da değilim...

17 Mart 2012 Cumartesi

Türkiye'nin Kore Gerçeği


Bu yazıyı ülkemizin Güney Kore'yle olan taze anlaşmasıyla alakalı sanarak okumaya başlıyorsanız, yanılıyorsunuz. Kanalı değiştirebilirsiniz (:
Bu yazıyı Kore sever biri olarak okumaya başladıysanız evet, bingo kalabilirsiniz!
Bu yazıyı etrafında Kore sever arkadaşları olupta onların bu sevgisine anlam veremeyen biri olarak okumaya başladıysanız, belki de en çok siz kalmalısınız (:

Son dönemlerde belki de artık herkesin (diplomatik ilişkilerden dolayı) daha çok dikkatini çeken bir konu var ki Türklerin Kore sevdası.
Kore dizilerini izleyen, Kore müziğini takip eden, magazinini elden düşürmeyen ciddi bir kitle var artık Türkiye'de. Ve bir çok kişi buna anlam veremiyor. -Kendimden ve etrafımdan biliyorum-
Bu konu belki tez konusu bile olabilir aslında. Neden Türkler Korelileri bu kadar çok seviyor? sorusunun yanıtını vereceğim şimdi kendimce.
Öncelikle bu yazıyı yazmamın amacı benimde bir Kore sever oluşum. İnsanlar bu kadar çok Kore dizileri sevmemi anlayamazken, ben karşılarında dizilere takmış hastalıklı biri olarak kalmak istemiyorum.Ve biliyorum bir çokları da böyle düşünüyor (:

İlk olarak;
  • Kore dizileri bizim dizilerimiz gibi 12345 dk filan sürmüyor. Yahut 5 sezon oynamıyor. Genelde 40 dk süren dizi 16-20 bölümde sonlanıyor. Bu kişiyi baymıyor, diziden kop artmıyor ve ekstra olarak dizi uzunluğundan dolayı biz de olduğu gibi sarpa sarmıyor.-ben en çok bu yönü seviyorum-
  • Koreliler geleneklerine çok bağlı insanlar. Yahut dizilerinde yansıttıkları bu. Biz de sona eren bir çok benzer gelenek onlar da devam ediyor. Benim en çok hoşuma giden yerde yemek yemeleri, yerde yatmaları, saygının çok önemli olması -ki bir yaş bile olsa saygı göstermek zorunda karşıdaki kişi- hatta görücü usulu evlenme o kadar revaçta ki, ciddi mana da şaşırmıştım (:
  • Kore dizilerinde duygu yoğunluğu çok fazla oluyor. Dizi bölümlerinin kısalığından her şeyi dolu dolu yaşatıyorlar ve izlediğiniz diziden keyif alıyorsunuz.
  • Olağanüstü/mucizevi hikayeleri çok. Senaryoları değişik. Ama eğreti durmuyor yahut saçma gelmiyor. Konuyu güzel harmanlayıp güzel bağlayabiliyorlar. Çok mantıklı/gerçekçi dizi severler için bu tür diziler sarmaz.
  • Koreliler birbirlerine benzemiyor ama bunu ancak 2-3 Kore dizisi yahut filmi izledikten sonra anlayabilirsiniz (:
  • Koreliler ağlamayı gerçekten biliyorlar. Erkeği de kadını da süper ağlıyor. Eğer dizide karakter ağlayacaksa, mendiliniz hazır olsun!
  • Kore müzikleri çocukluğumuzun çizgi film müziklerini anımsatıyor bana (: Bu yüzden olsa gerek pek bir seviyorum.
  • Korece ve Türkçe -yanlış bilmiyorsam şayet- aynı dil ailesinden olduğu için birbirine benzer. Tabii ki alfabe olarak değil. Ama bir zaman sonra Koreceyi rahatlıkla anlamaya başlıyorsunuz. Bu da daha çok keyif veriyor.
  • Korelilerin büyük nineleri/dedeleri hep yanı başlarında. Diziler onlarsız olmuyor.
  • Kore dizilerinde açık sahneler olmuyor-filmleri için bunu söyleyemem-. Rahatlıkla bir romantik komedi izleyebiliyorsunuz.
  • Moda ise -genel olarak dünyada- Asya'dan ciddi mana da etkileniyor.
  • Kore yemekleri bizden çok farklı. Ahtapot,yengeç filan var menülerde :o Ama Ramen'leri güzel. Hele hele iştahla yemeleri!
  • Kore dizileri izlemeye başladıysanız, büyük ihtimalle devamı gelecektir ( özellikle duygusal biriyseniz (: ). Sizi de saracaktır, eğer izlemeye vaktiniz yoksa hiç başlamayın. Benden tavsiye.
  • Kore dizileri izleyen biri etrafındaki herkese izletmek ister. Çünkü o duygu yoğunluğunu paylaşmak ister. Böyle durumlar da ona ergen muamelesi yapmayın. İzlediğiniz Kurtlar Vadisinden, How i metyour mother'dan, big bang theory'den sıkılmış annenizin "gene mi bu? ne anlıyorsun bu gavurlardan?" tepkisinden farklı bir konumda olmuyorsunuz (:


Sonuç olarak, Kore dizileri daha samimi geliyor ve eğer dizi izlemeye vakit ayıracak sam bu Kore dizisi oluyor. Artı olarak farklı bir ülke, kültür tanımak daha zevkli oluyor.

Son söz; tez konusu olabilir, gerçekten!! (:



6 Mart 2012 Salı

Kısa kısa

Ne zamandır kitaplar hakkında yazmıyorum. Aslında okumuyorum dolayısıyla yazamıyorum :(
Bazen olur öyle. Duraklama dönemine girer insan, elinde kitaplar kalır da kalır. Neyse ki "o eski halimden eser yok şimdi" kıvamına gelebildim :)
Son sürat okumalarıma dönerken size de bol tavsiyeli yazılar yazacağım, merak etmeyin :)
Mesela, uzun uzun "Alamut"tan bahsedeceğim :)

Ama şimdi Tess Gerritsen kitabını aradan çıkartayım. Bu kadının kitaplarına genelde çerezlik deyip geçiştirdiğimi biliyorsunuz :) Yani kesinlikle çerezlik.Şöyle ki çok akıcı gidiyor bir solukta bitiyor ruhunuzda kesinlikle bu türü seviyorsanız doyuyor. Bu durumda çerezlik olması çok saçma ama değil işte. Size o anlık verdiği zevkten fazlası yok kitapta. O kadar çok kitabını okudum ama bu kitaplar "bak şurda çok işime yaradı" diyebileceğim bir durumu olmadı. Anlatabildim mi bilmiyorum :) Karışık oldu hayli.

"Bıçak sırtı" nın klasik sayabileceğimiz bir konusu var. Doktor Kate'in bir hastası masada kalıyor sonra fatura Kate'e kesiliyor derken olaylar.. olaylar.. :)
Bir solukta okudum mu, okudum. Okur musunuz? Sanıyorum ki evet!




Herkes Fetih için salonları doldururken benim gibi sivri sadece dört kişi bu filmi tercih etti :)
Denzel w.'nin oyunculuğunu her zaman çok sevmişimdir. Harikulade! Bu filmi de götüren onun oyunculuğu. Çünkü sağlam bir senaryo harikulade aksiyon sahneleri yok. Ha tabi Ryan Reynolds'ın hakkını yersem sorarlar adama :) O da iyiydi tabi. Ama çok gürültülü bir filmdi başım ağrıyodu filmden çıktığımda. Tabi bunun minnacık bir salonda ekranın içindeymişcesine izlememle de alakası olabilir mi? Kesinlikle evet!
Aksiyon severler için olmuş bu film.