29 Kasım 2012 Perşembe

Hyun Bin Aşkına! Secret Garden!!



Secret Garden deyince benim için akan sular durur...
Çünkü ben aşırı romantik komedi seven biriyim. Hele hele zengin adam fakir kız olsun... Verin o diziyi filmi bana :) Hiç mi sıkılmam! Hiç...
Secret Garden bu klasik konunun en iyi işlenmiş dizisi benim için. Zengin-fakir, ayrı dünyalar Kim joonshinin felsefik sözleriyle harmanlı :)  Hani bazı replikleri vardı ki bu konu üzerine çok gerçekçi, "hakkaten ya!" dedirten türdendi. İzleyenler bilir, izleyecek olanlar anlayacaklar (:

Secret Garden'da her şey var! Bol kahkaha, bol hayal ürünü, bol romantizim, bol acı...
Benim üçüncü kore dizimdi. Yeni Kore dizilerine başlamıştım o sıra. Personal Taste'yle girişi yapmış, bol ağlak i m sorry i love you ile devam etmiştim. Bu arada sevgili Seyhanımın kulaklarını çınlatmasam olmaz! Onun sayesinde izlemeye başlamıştım çünkü Korelileri (: Dolayısıyla beni sıkı bir Hyun Bin fanı yaptı bu dizi beni. 2009 dan beri Hyun Bin'i bekleyen kitle arasındayım. Dönse de dizi çekse, komikli filan (:

Secret Garden'ı izlesem mi diye düşünüyorsanız, ben kesin muhakak yüzde yüz izleyin derim. Ama romantik komedi seviyorsanız...
Ben 23176351278 kez izledim, çünkü etrafımdaki herkese izlettim onlar izlerkende izledim :)
Konusundan bahsedecek olursam!
Ben öyle uzun uzun diziyi anlatmayı sevmiyorum. İzlemeden tüm spoilerları almayın :) Çünkü ben almayı sevmiyorum.
Özetle, Kim joon zengin bir adam, baya baya zengin.Ne kadar zengin kendide bilmiyor :) Gerip takıntıları olan, komik, kendine has bir adam. O özgüven patlamaları insanı eritip bitiren cinsten :)

                                                  Takıntılı kim joon ve eşofmanları :)



Gil Raim kimsesiz fakir bir dublor. Bir şekilde kader bu ya bunların yolları kesişiyor, dizi başlıyor... Anaam sonra olaylar olaylar (: Ruh mu değiştirmiyorlar, aşık mı olmuyorlar, dağlarımı delmiyorlar... Her şey var!
Ama bu olayların hiç birtanesi fazla gelmiyor. Sonunuda çok güzel bağlıyorlar ki ben "son" takıntılı biriyim. Genellikle Kore dizilerinin sonunda saçmalıyorlar, nasıl olduğunu anlayamadığımız sonlar çok. İlerleyen zamanlarda paylaşacağım dizilerde söylerim zaten :) Sonu da süper olduğundan benim için nambırvan.

               Bu sahne dizinin en güzel sahnesi seçiliyordu özel bölümde! Diziden sonra özel bölümü de izleyinn!




Şebek Suratlar! Bundan sonra çook güleceksiniz!


Dağ evi sahnesi benim favorim!


Secret Garden benim için namı değer SG (: en iyi dizi! :) 
Yeni izleyecek olanlar çok şanslısınız sizi kıskanıyorum :) 
Herkese keyifli seyirler!


26 Kasım 2012 Pazartesi

Melden Paris Notu

Uzun zamandır evimde bir takım aksilikler sonucunda internet yoktu. Çok şükür artık gün itibariyle internetime kavuşmuş durumdayım. Daha aktif, daha bol postlu bir blogger olacağım inş. :)

Uzun zamandır gerçekleştirmek istediğimiz Paris gezisini eşimle gerçekleştirmiş bulunuyoruz. E tabi bende notlarımı aldım geldim :) Gitmeyi düşünenlere, kararsız kalanlara belki fikir olur. Dahiyane bir gezi yazısı beklemeyin yine de :)

Öncelikle yılın bu zamanı Paris'i tavsiye etmiyorum. Her şeyden önce SOĞUK! Tam anlamıyla dondum.! Ben zaten çok üşüyen biriyim, benim için dondurucu oldu. Ama yine de bu gezip tozmaya engel değildi, aksine bir çok yerde avantaj sağladı. - Misal Eiffel tepesine çıkarken uzun kuyruklar beklememek-

Öncelikle gezi gününüzün sayısı çok mühim olduğunu söylemem gerek. Günlerinizi iyi planlarsanız görmediğiniz yer kalmaz, şirinleri bile görebilirsiniz o derece :) Gitmeden içim acıyarakta olsa bir hayli para bayılarak aldığım gezi rehberi - ki sevgili betusum bu konuya bizzat şahit- pek işe yaradı.
Çünkü müzeler çok büyük. Neler önemli, neleri görsek yeter, nerde yenilir içilir, nerden alışveriş yapılır gibi sorularımızın yanıtını orda bulduk. Ha hepsi bingo değildi ama yine de yetti.
Biz beş günümüzü Paris'te geçirdik. Tam bir Paris tatili oldu. Her müzeyi gördük sanırım :)

Paris'te ulaşım kolay. Metro ağı var. Bu baya bildiğiniz ağ. İnsanların çoğu yer altında yaşıyor ben size söyleyim :) Bir metro haritası işinizi görür. Her hangi bir karmaşa yok. Hatta çok sistemli. Benim kendi kendime sorduğum soru şu oldu: Biz burda çok rahat geziyoruz çünkü sistem harika. Tabelalar, haritalar, informationlar iyi. Türkiye'ye bu insanlar gelince nasıl geziyor?:) Bizim sistem farklı...

Otelimiz, ekonomik ve temizdi. Tek eksisi biraz şehrin dışındaydı ama problem olmadı çünkü metroya yakındı. Bizde metro varsa bize her yer paris dedik :)

Ben en çok Musee du Louvre ve Eiffel'den etkilendim. Ama genel olarak Paris güzel bir şehir. Sokakları, kafeleri, adım başı karşısınıza çıkan koca koca heykelleriyle gayet güzel. Bir şehre bu kadar tarihi eser fazla diyorsunuz bir yerde. Arc de Tromphe, Notre de Dame, Hotell de ville, Musee d'orsay, Invalides, Pantheon, Sacracour, La defense, Bateaux mouches, pont neuf, Sainte Chapple, Disneyland, Concorde, Champ, elysee, San germain des pres, Georges pompidou, instuti de monde arabe, Moulin rouge gidip gördüğümüz yerler, katıldığımız aktiviteler.
Bunların içinde Monde Arabe ve La defense'ı görmeseniz olur derim ben :) Gerisini vaktiniz varsa gezmenizi tavsiye ederim . Özellikle Disneyland'a gidin derim. Acaba mı diye tereddütler yaşamıştık ama gittikten sonra iyi ki gitmişiz dedik. Hafta içini tercih edin haftasonu kalabalık oluyor ve zamanınız sıra beklemekle geçiyor. Fakat hız trenleri harika...
Louvre' da tabi ki gezmeniz gereken yerlerin başında. Ama okuduğuma göre Louvre'u gezmek 24 gün sürüyormuş. Bıraksanız 1 yılda sürer. İçinde yok yok ve çok büyük. Tahminlerimden daha çok. Bu yüzden belli başlı eserleri görüp çıkmak en iyisi :)
Biz Paris City Passport aldık. İşimizi gayet güzel gördü. Bununla müzeleri gezebildik, bir çok müzeyi kapsıyor ve metroyu da rahatça kullanabildik. Ayrıntılı bilgi burada.
Güzel bir makinayla gitmeyi unutmayın. Paris'te objektifinize güzel kareler yakalanacak!






















Bunlar da bizim gezimizden kareler... Daha güzel kareler var sanırım ama abartıp 8 gb harcadık. Şimdilik ayıklayabildiğim bunlar :)

Herkese şimdiden keyifli gezilerr :)