30 Kasım 2013 Cumartesi

Bir güzel kafa- Hayao Miyazaki Animeleri


"Dünyadaki belli bir modele göre yaratmaya çalışmıyorum... benim dünyam daha büyük bir dünyanın parçası." 
                                                                                                                           Hayao Miyazaki


 Miyazaki animeleriyle aşağı yukarı herkesin tanıştığı kanaatindeyim. Neden derseniz, Heidi'yi izlemeyen ya da görmeyen var mı? Hah işte o Miyazaki'nin elinden çıkma.Daha önce de bahsettiğim "Akage no Anne" ya da"Anne the green gable" benim ayıla bayıla izlediğim çocukluğumun o şahane muhteşem çizgi dizisi yine Miyazaki'den.Ya da  Trt özellikle pazar sabahlarına harika Miyazaki animeleri koyardı. Farkında olmadan Miyazakiyle tanışmış olabilirsiniz :)

Her şey bir kenara, zaten Miyazaki'nin çizimi tek başına yeter. Özenle hazırlandığı, her detayın ince ince işlendiği aşikar.Doğanın özenle korunduğu, mimari yapıların olağanüstü olduğu filmleri hayretle ve severek izledim. Hele o karakterlerin çekiciliği!



Miyazaki'nin eserlerinin çoğu, modern dünyanın sistematize yapılarının ve rasyonel gerçekliğinin çok dışında, beklenenin ve bilinenin aksinde.Modernlikten uzak. Çoğu zamanda bu modernizmin öğüttüğü her şeye eleştirel boyutta.

Kendisi ayrıca "Sprited Away" le Oscar almış. Gerçi nazarımda başarı Oscar'la ilintili değil. Çünkü Jonny Deep'te Oscar almadı, başarısız mı? Mesela Tom Cruise'a hala neden last samurai'yle Oscar vermediler anlamam. Harika bir filmdi ve bence oyunculuğu da gayet güzeldi.



Bu doğa üstü karakterler, insanı rahatsız ediyor çoğu zaman. Evet tam olarak hissettiğim buydu. Rahatsızlık.
Bence bu "rahatsızlık" onun başarısı.




Sprited Away, çok enteresan bir film. Baş karakter nazlı Chihiro'nun diğer Miyazaki karakterlerinden farklıydı. Diğer filmlerin karakterleri genellikle cesur, özgüvenli ve iş bitiren cinstenken Chihiro, onlara göre daha mızmız ve işleri öğrenmesi zaman alan türdendi. Ayrıca metaryalist ailesinin kurbanı olduğunu da göz önüne alırsak, Miyazaki'nin modern japon ailesine yaptığı bir eleştiri dersem yanlış olmaz sanırım. Zaten bir arkadaşının çocuğundan esinlenerek ortaya çıkardığı "chihiro" bence artık dünyadaki "çocuk" ların yansıması. Sadece Japonların değil.



Howl'un yürüyen şatosu, kesinlikle favorim. Çizimler, senaryo ve tabi ki Howl :) İzlerken bazen "nasıl böyle şeyler aklına geliyor bu adamın" diyorum. Konuşan ateş bir tek benim hoşuma gitmemiştir.


Prenses Mononoke, fazlaca güzel mesajları olan bir film.Özellikle ormanın ruhu çok zekice bir karakterdi.  Sevdim.




Komşum Totoro, "ayyy" diyebileceğim sevimlilikte bir film. Satsuki ve Mei'nin  Totoro'ya sığınışında herkes kendi çocukluğundan bir şeyler buluyor. Oturup çoluk çocuk ailece izleyin. Totoro oyuncağı dünyada çok satmış bir oyuncakmış. Ama totoroyu görsem bende alırım hak veriyorum :)




Yüreğinin Sesi, o kadar sıcacık ve o kadar güzel ki. Gerçi miyazaki yönetmen değil senarist. Ama seversiniz, eminim.



Şimdilerde emekliye ayrılmış olan Miyazaki, yeniden Manga'ya dönüş yapmış. Sevindik elbette.

Derinlemesine tahliller yapmak elimden gelmez fakat, en azından insanı izlediğinde mutlu eden, unuttuğu duyguları hatırlatan, harika çizimleriyle sarsan bu adamı ve filmlerini paylaşmak istedim.

Ne iyi ettim dimi?


8 yorum:

  1. Çok iyi ettin hem de :))
    Bilmiyordum öğrenmiş oldum sayende :)

    YanıtlaSil
  2. Miyazaki efsanedir. Unutulmaz kişiler arasında işte.

    YanıtlaSil
  3. oyh çok iyi ettin elbette, ben de kendisine aşıkım resmen (:

    YanıtlaSil
  4. anime izlemeyi çok severim, yukardaki animelerin bir çoğunu izledim :) prenses mononoke'yi nasıl atladığıma şaşırdım bulursam eğer onu da izleyeceğim, tom cruise ve jonny deep için dediklerine aynen katılıyorum, son samuray'da çok iyi filmdi, sanırım yazdığın herşeye katıldım melcimmm :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. negsel havvam :) hep böyle olalım :):)

      Sil

Birşeyler söyleyesim geldi