22 Kasım 2013 Cuma

Sarah jio / Yağmur Sonrası




 Selamun Aleykum gençler.

Blogumun sayfasını açıp açıp bir şeyler karalayıp yarım bırakarak kapatıyorum sayfayı. Son zamanlarda yaptığım şey tam olarak buydu.

Şeytanın bacağını kırıyorum o halde.

Bu kitabı yine sevgili kitap grubumuzla okuduk ki, böyle okumalar daha eğlenceli ve düzenli oluyor. Eğer ki kitap okumayı sevipte bir türlü istediğiniz performansı yakalayamıyor sanız tavsiye ederim.

Sarah jio'nun okuduğum ikinci kitabı ve kesinlikle mart menekşelerinden daha çok beğendim bu kitabını.

Sanırım bu sefer hikaye daha çok içine aldı beni. Romanın geçtiği adeta cennet çakması olarak tarif edilen Bora Bora adalarına mesela ilgim arttı :) -Tıpkı çokça ismini duyduğumuz Maldivler yada Phuket gibi-Duyduğum ama incelemediğim bir yerdi. Kitabı okurken ister istemez direk inceliyorsunuz ve olayların mekanlarını canlandırıyorsunuz :)


Hayatı gayet yolunda giden Anne hemşiredir ve  nişanlısı Gerard'la mutludur.Yakın zamanda evlenecektir.Biraz hoppa olan ama beraber büyüdüğü yakın arkadaşı Kitty bir gün pat diye bir karar alır ve ikinci dünya savaşına hemşire olarak katılmaya karar verir. Anne, Kitty'i yalnız bırakmak istemez ve alınyazısı bu ya, Bora bora'ya bir ada dolusu askerin içine giderler. Bora bora'da savaş yoktur, yakınlarındaki adalarda vardır. Ondan adada türlü türlü olaylar olaylar aman sabahlar olmasın durumu vardır. Anladınız siz zaten. Bir Pearl Harbor hikayesi  beklememeniz lazım :)

Heyecanla okudum, bir solukta bitti.
Her zaman dediğim gibi bu tarz kitaplar insanı gerçekten mutlu ediyor ama bu kitabın sonunda hüzünlendim biraz. Yani kötü bir son yoktu ama hüzünlendiriyordu insanı.


Biraz spoiler bundan sonrası...
Anne'nin Kitty'e olan sabrını sevdim. Zira benim öyle bir arkadaşım olcak bin kere arıza çıkarırdım. "Şuna bak ben onun için kalktım taa savaşın göbene geldim o her zaman beni ekiyo" gibilerinden... Yaptığı hovardalıklara lafım zaten yok...... :)
Her daim birbirlerine not yazışlarını sevdim. Gerçi bu kadının karakterleri hep birbirlerine not yazıyorlar belli. Bizde cep telefonu çıktığından beri not yazma işi bitti. Mutfağımızdaki notluğa eşimle notlar yazıyorduk. Sonra? En son benim notum aylarca cevapsız kaldı ve bende pes ettim :) Gerçek hayatın acımasızlığı diye buna deniliyor.
Westry'nin her an bir pislik yapmasını bekledim. Ama yapmadı. Halbuki benim içimdeki yazar, katilin ve pisliğin Westry olmasını, kız bunu anladığında sevgili nişanlısına koşturarak gitmesini ve kıymet bilmesini bekledim. Ama olmadı. Adam hem sadık çıktı, hem iyi hem de artizz. Kısaca adam king beyler. Fakat özümde de çok iyi bir insan olduğum için :) nişanlıyı aldatmayı filan ben hoş bulmadım. Zaten ben Bihter öldüğünde de "gebersin pislik" demiş insanım. Benden de bu beklenirdi.
Sonunda da Bora Bora gidip gömdüğü yerde buldu ya o bıçağı! Dedim ki bu Sarah ne kimya dan anlıyor ne coğrafyadan. Kimse de dememiş mi nasıl oluyor o diye. Bari o bıçağı böyle hakikaten derine bir yere gömdürselerdi.
Ama yine de sonunda o heykel romantikliği beni benden aldı. Her kadın Westry gibi bir adam bekler ama onlar işte kitaplarda Anne'leri mutlu ederler... Mukadderat :)


Mutlu olacağınız sevip sarmalayacağınız bir kitap.

Keyifli okumalar






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Birşeyler söyleyesim geldi