15 Temmuz 2014 Salı

İtalya Gezimiz 2014 / Roma

Selam!
İtalya maceramız başlasın o zaman :)
Bir hafta dolu dolu bol yürümeli, eğlenceli, kültür ve  tarih dolu geçti.

Güzel bir cafe 

İlk durağımız Roma'ydı.
Akşam üstü vardık ve kendimizi kalacağımız apart daireye attık. Ev sahibimiz ilgili bir italyandı. Altımızda arabamız var diye merkezden biraz uzakta olduğu için ve o günlük navigasyonumuz olmadığı için akşam turumuzdan sonra dönüşte kaybolduk :) Baya sağlam kaybolduk ama :) Bir ara ki saat bire filan geliyodu, ciddi ciddi arabada kalacağımızı düşünmüştüm ki, sonunda yolumuza izimize kavuştuk. Yani siz gider gitmez arabalıysanız navigasyon işini halledin :)
-ilgilenen olursa mail atarsanız, evin adresini ismini verebilirim. Hayli güzeldi, temiz sayılırdı.Dört kişi rahat kalabilir,iki odası vardı-


Roma'yı çok sevdim. Sokaklarını, düzeni, adım başı önünüze çıkan tarihi eserlerini, evlerini, gecelerini... Açık hava müzesi tabirine, bana göre Floransa'dan daha uygun bir şehir. Özellikle Kolezyum yolu... Gerçekten sağa bakarken solu, sola bakarken sağı kaçırıyorsunuz. Roma'yı hakkıyla gezicem derseniz bir hafta bile yetmeyebilir. Üç günde önemli yerleri görmek için yeterli bir süreydi ama, yetti.

Pantheon, gündüz, dış görünüm


İlk akşam kendimizi Pantheon da bulduk. Atmosferden olsa gerek, ilk akşam Roma'ya vuruldum. Koca koca meydanlar alışık olmadığımız türden. O panayır havası, devasa yapılar ve müzik insanı gerçekten büyülüyor. Pantheon ne derseniz, 1200 lerden kalma tapınak.Daha sonraları, bir inanış sonucu kiliseye çevrilmiş. İçide dışı gibi görkemli ve devasa. Görseniz hala sapasağlam duruyor. İnsan o sokakların eskiliğine, bugün hala içerisinde insanların yaşadığına inanamıyor. Ama gerçek... Sanırım bizi en çok yakalayanda Avrupa'nın tarihi hala yaşıyor oluşu..

O akşam ilk pizzaları götürdük. Meydan  cafelerden biri helaldi. Zaten dediğim gibi kapalı görünce helal olanlar çıkıyorlar piyasaya:) Pizzalar daha çok eskiden bizim köyde pide yaparlardı unlu unlu, onlar gibi geldi bana. Açıkçası aman aman bişey bulmadım. 4 peynirli pizza güzeldi, hadi hiç bişe tavsiye etmemiş olmayayım :)
Fontana di Trevi, son hali :(

Ve gidip aşıklar çeşmesinin tadilatta olduğunu görüp hayal kırıklığının en büyüğünü yaşadım. Gitmeden önce nedense Roma'da en çok görmek istediğim yer orasıydı. Çok etkileneceğimi düşünüyordum ama olmadı. Yine biz paramızı attık o ayrı :) Arkanı dönüp sağ elinle sol omzundan bir kere atarsan, bir kere daha Roma'ya gelirmişssin. İki kere atarsan, Romalı birine aşık olurmuşsun, üç kere de evlenirmişsin.. rivayet bu ya...



Ertesi gün ilk durağımız Kolezyum'du. Hani şu meşhuuur gladyatörlerin arenası. İnanılmaz büyük ve etkileyiciydi. Gitmeden bu kadar büyük olacağını tahmin etmiyordum. Kolezyuma giriş ücretli ve kuyruk bekledik 45 dk kadar. Yani biletinizi önceden alın :) Kolezyum ve Roma Forum yanyanalar. Aynı biletle foruma da girdik.



 Roma Forum yani antik kent. Yıkılmış tapınaklar, bazilikalar,zafer takları alanı.Uzunca bir süre Roma'nın merkezi olmuş. Çok büyük ve geniş bir alan. O neydi şu ney derken ve yürürken gerçekten hem çok yoruluyosunuz hemde hayli vakit geçiyor. Ama o kalıntıların etrafında olmak, o kadar eskiye gitmek bile ayrı bir keyif.


Roma Forumun hemen bitişiğindeki Vittorio Emanuel anıtı bizi çok etkileyen yapılardan. Devasa büyük ve beyaz :) İçerisi gezilebiliyormuş ama biz gittiğimizde kapalıydı. Dışarıdan bile çok etkileyiciydi. Bir kralın şerefine yapılmış bir anıttı aslında çok bir ehemmiyeti yoktu sanki ama güzeldi. Allah var :)

Her taraf piazza, yani meydan :) Çok meydan var ve bir çoğu çeşmelerle süslü. Çeşmeler tabiki tarihi ve ayrı bir hava katıyorlar piazzalara.



Daha sonra kısa bir mola verdik ve ilk spagettilerimizi yedik. Domatesli, fesleğenli spagettiler güzeldi ama açıkçası evde yaptıklarımızdan pek bir farkı yoktu :))) Sadece onlar makarnayı biraz diri bırakıyorlar çok hamur olmuyor.



Akşama doğru vatikana şöylee bir selam verip, kendimizi "piazza di spagna" yani şu meşhur ispanyol merdivenlerine attık. Maalesef! maalesef ispanyol merdivenlerinin dibindeki "fontana della Barcaccia" -fontana çeşme demek- tadilattaydı.Merdivenlerin üstündeki kilise monti de tadilattaydı. Bütün ahenk ve uyum kaçmıştı sonuç olarak. Ama yine de kalabalık, müzik ve atmosfer kendine çekiyor insanı bir şekilde. Meşhur Roma dondurmalarımızı alıp - ki nutellalısı Romaya hasmış ve gerçekten nefisti- biraz caddeleri ve insanları izledik.


 Şu ünlü markaların caddesi olan via condotti yi de akşamda olsa gezdik. Gündüz olsa sanki alışveriş mi yapıcaz :) Vitrin ve fiyat görmek daha keyifliydi açıkcası :) Dior, Gucci, Chanel, Prada.. hepsi yanyana ve orjinal. Çakma değil he şimdi bunlar diye diye gezdim :) Nasıl fakirim siz anlayın hahah :)

Akşamsa piazza navano'ya geçtik. İnanılmaz güzel bir meydan. Bernini'nin Quattro Flumi çeşmesi meydanın göbeğinde, etrafından yine lüks kafeler. Fontana di trevi kadar şaşalı değil ama göz kamaştırıcı. Navano çevresinde konumlanmış bir sürü kilise var, meydana gelirken bu barok tarzı kiliseleri, Rönesans evlerini izleye izleye meydana varıyorsunuz bu yüzden ara sokaklar bile çok güzel. Roma akşamlarını doya doya yaşadığımızdan akşamı navano'da tamamlıyoruz.
.



Ertesi gün artık Bir Vatikan çıkartması yapmamız gerekiyordu. Ama öncesinde Termini'deki Santa Maria Maggiore kilisesini görüyoruz, bu barok ve rönesans mimarisi karışımı devasa kilise, büyüleyici. Termini'yi de böylece görmüş olup artık Vatikan'a geçiyoruz, selam papa :)



Vatikan, Roma'nın içinde ayrı bir ülke biliyorsunuz :) Papaların ülkesi. 1929'da bağımsızlığını ilan etmiş, içerisinde 500 kadar kişinin yaşadığı, hastanesi postanesi olan baya baya küçük bir kasaba tadında bir ülke. Roma, katoliklerin kabesi Vatikan'ı bağrında bulundurmasına rağmen, dindar bir şehir değil. Zaten yeni sayılabilecek bir tarihte bağımsızlık ilan edildiğini görünce, adeta bir üs oluşturmak istedikleri çok belli. Vatikan'nın o düzenli, kuş uçmaz kervan geçmez , tek bir çöpün bulunmadığı, hayat belirtisi göstermediği sokakları,kiliseleri, olağanüstü güzel parkları, insanda kapalı kapılar ardında bir şeyler dönüyor hissi uyandırmıyor değil. Zaten hep denir ya "papa vatikandan dünyayı yönetiyor" Vatikan'ı görünce sanki bu söylemin sağlamasını yapmış gibi hissettim. Vatikan'da San pietro bazilikasıyla, sistine şapelini gördük. Bazilikanın 550 basamaklı kubbesine de çıktık. Yarısına kadar asansör vardı allahtan :) Geri kalan basamaklarda tabana kuvvet..  Yukardan da Roma güzelmiş ^^
Fakat hep derim "bir kilise adamı hristiyan yapmaz" diye. Çünkü bir ortaçağ geleneği olarak kiliselerde korku hakim. Ne kadar sevimli olsalar da yok, gerçekten ürkütücü  havaları var hepsinin. Ama bizim camilerimiz öyle mi ya?O kadar kilise gezdikten sonra "neden müslümanım" sorusuna bir yanıtınız daha oluyor. Çünkü İslam, ibadethanesinden günlük yaşamına, her yönüyle sevgi dini ve bunu bas bas bağırıyor. O devasa yapılar, karanlık, çanlar, korkunç freskler, heykeller, insanı ürkütüyor.

San Pietro kubbesinde 

San pietro, katoliklerin en kutsal tapınağı, içerisinde Bernini, Michelangelo gibi önemli Rönesans sanatçılarının eserleri var. Devasa büyüklükte -her zamanki gibi- ve o ışık hüzmeleri filan çok etkileyici.  Sistina Şapeli'nin tavan frenskleri, 1500 lü yıllarda Michelangelo'nun elinden papa için çıkmış. En görülmeye değer kısım bu tavandı sanırım ^^



Vatikan'da uzun bir geziden sonra akşamüstü Trastevere'ye geçtik. Sokak satıcılarının bulunduğu, el emeği işlerin yapıldığı, yol üstündeki kafe & restoranlarla bir keyif mekanı olmuş bir yer. Gidenlerin "Asmalı Mescit" tadı aldığı bir yermiş ki, doğrudur. Çok görülmeye değer bir şey yoktu bizim açımızdan ama gördük geldik :)
Akşam yemeğimizi trevi çeşmesine yakın bir yerde güle oynaya yedikten sonra, eşim MAXXİ ulusal sanatlar müzesini dışardanda olsa göreyim dedi ve direksiyonu oraya kırdı.

Bununda önünde durup herkes nasıl olduğunu tartışıyodu :)


Ve böylece üç günlük Roma maceramız sona erdi.Biz elimizden geldiğince araştırıp ne nerde ne nedir öğrenmeye çalıştık. Elbette eksik kalan yerler çok olmuştur. Belki bir rehberle gezilse daha verimli olabilir. Ama turla gezmek, inanın hiç cazip gelmiyor. Turla geziye de gitmiş biri olarak, turla gezmenin çokça sabır gerektirdiğine inanıyorum :) Açıkcası, bir sanat tarihçisi, tarihçi değilseniz ya da aşırı bir merakınız yoksa, böyle bir gezi damağınızda daha güzel tatlar bırakabilir. Aranızda turla gidip gezen varsa, bana güzel geçip geçmediğini anlatsın :) Yorumlarınızı bekliyorum!!
 Ne çok etkiledi seni Roma'da derseniz ayrım yapamıyorum gerçekten, her yapının ayrı bir havası var. O yaşanmışlık bile yetiyor garip gelebilir  ama en çok Roma'nın akşamlarını sevdim sanırım :)

Bir sonraki durak Floransa, ama Floransa'ya geçmeden Sienna, San gimignano ve pisa var.

Oralarda görüşürüz :)





6 yorum:

  1. Süpersin! Gitmiş kadar olduuumm ^^

    YanıtlaSil
  2. Harika bi post olmuş bu. Vatikan kısmında sana katılıyorum. Zaten gayrimüslimlerin yapılarında hep sivri ve keskin ayrıntılar var. Bizdeyse kubbeler, yuvarlak hatlar ve yumuşak geçişler var. Bu bir gösterge.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolasın bacım, eyvallah. Doğru bak, muhteva yapılara da yansımış :)

      Sil
  3. ben de giderim işşaallla. keşke sana bozukluk verseydim aşk çeşmesine atardın benim yerime böylece bi daha ben giderdim:)))
    fotolar harika! o heykel bana bakıyor gibi hissettim.
    collesiumun içine girmeye gerek yok diyolla hep bak oysa neden gerek yokmuş, gayet de var sanki ^^
    meell bol bol gel caniimm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ayy hiç aklıma gelmedi atsaydım keşke :)
      Var ya olmazmı, oraya kadar gidilip girilmezse ayıp olur!
      istanbula dimi :)) geleyimm ama sıra sende Ankara seni bekler

      Sil

Birşeyler söyleyesim geldi