6 Aralık 2014 Cumartesi

Kelebeğin Rüyası /2013



 Kelebeğin Rüyası, gerek kadrosu gerek bütçesi gerek senaryosuyla hayli ses getirmişti.
Buna rağmen ben de hiç bir şekilde merak ve heyecan uyandırmamıştı.

Birincisi kadro. Yılmaz Erdoğan'ı başarılı bulsam da sevmiyorum. Nedeni yok Yılmazcım üzülme, sende değil bende sorun :) Ve eşi Belçim Erdoğan. Bu kadın olmuyor olamıyor. Ve inatla ısrarla başrol verip duruyorlar. Maalesef ne güzel buluyorum ne de oyunculuğunu beğeniyorum. Patlayışını da evlendikten sonra yapınca bu bitmek bilmeyen başrollerin eş kontenjanından olduğunu düşünmeden edemiyorum. Oyunculuğu çok yapmacık. Çok eğreti. Genel olarak böyle hissediyorum :/

İkincisi sanat yönetimi. 1941 'in Türkiye'sini veya Zonguldak'ını  bilmiyorum. Oturup araştırmadım da. Ama fragmanı izlediğimde sanki bir ingiliz dönem filmiymiş gibi bir hisse kapıldım. Sokaklar, kıyafetler vs. Belkide gerçekten öyleydi zamanında, hiç bir fikrim yok. Ama bana "özenti" koktu film fragmanda.

Sonrasında yorumlar. Çoğunlukla "fazlaca şişirildiği", uzun olduğu, sıkıcı olduğu vs vs.
Sonuç olarak benim için albenili bir film olmadı. Ne sinemaya gittim nede dvdsine denk gelip izledim. Taki geçen akşamlarda tv de rastgelip eşimin hadi izleyelim demesiyle izlememe kadar.


Tüm ön yargılarıma ve filmin uzunluğuna rağmen, pür dikkat izledim. Bende şaşırdım :) ama  beğendim, sevdim. Beklentilerim bu kadar düşük olduğu için mi bu kadar beğendim bilmiyorum, fakat haksızlık etmişim.

Senaryoyu ve replikleri sevdim. Mert Fırat'la Kıvanç Tatlıtuğ'un oyunculuklarını çok beğendim. Ve bence Kıvanç gerek kilo vermesiyle, gerek o histerikli, hastalıklı halleriyle oyunculukta çok yol katettiğini kanıtlamış oldu. Türk sineması için bir oyuncunun 20 kilo vermesi bence büyük bir olay. Sümelanın şifresi ve türevleri gibi saçma sapalak neye hizmet ettiği belli olmayan filmlerin çoğunlukta olduğu bir sektörde böyle bir yapımda böyle bir davranışta övgüyü hakediyor neolursa olsun.


Farah Zeynep'i de çok ön planda tutmuşlar ama aslında filmin geneline baktığımızda rolü azdı. Bu hatunu piyasada patlatan bir güç var. O güç artık neyi oluyorsa 404 gibi yapışsın bırakmasın :)  Zira hoş olabilir ama kesinlikle başrollerin kadını değil. Tutmayan Kurt seyit & Şura'dan anlıyoruz bunu.


Acıyla harmanlanmış şiir, sınıf farkı, statü, aşk, imkansızlıklar, yoksulluklar derken film nihayetlendiğinde bir burukluk kalıyor içinizde.

Muzaffer Tayyip Uslu'yu, Rüştü Onur'la tanışmış olup, bir şiirlerine göz  atıyorsunuz ister istemez.

Velhasıl ben sevdim. Benim gibi önyargıları olanlara da onları bir kenara bırakıp izlemelerini tavsiye ederim.

Behçet Necatigil'in Muzaffer Tayyip Uslu'nun en sevdiği şiirle  veda ediyorum ozaman

"Önce öksürüverdim,
Öksürüverdim hafiften
Derken ağzımdan kan geldi
Bir ikindi üstü durup dururken

meseleyi o saat anladım
anladım ama, iş işten geçmiş ola,
şöyle bir etrafıma baktım
baktım ki yaşamak güzeldi hala"




6 yorum:

  1. kıvanç beyi :p çok beğenmeme rağmen, beni de hiç çekmedi bu film hala da çekmiyor efenim
    ama rastlarsam şans verebilirim bu yazı üstüne.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Rastlarsan şans ver, çok olmasa da beğeneceğini düşünüyorum

      Sil
  2. Film öncesi yorumlarınıza o kadar çok katılıyorum ki hiç merak etmediğim filmi şu an merak etmeye başladım :) yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum inşallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzlediğinde yorumlarını bekliyorum ozaman tekrardan :) ^^

      Sil
  3. Farah zeynep i seviyorum oyunculuğunu da severim bu filmde de çok başarılıydı ama ksvş ve unutursam fısılda filminde begenemedim hayal kırıklığı yada yanlış zaman yanlış insan misali oldu bilemedim :) Ben Kivanc Tatlıtuğ u pek sevmem oldukça başarılı buldum filmde filmide sevdim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende farahın oyunculuğunu çok beğenmiyorum, en azından başrol olacak kadar değil bence :) Kıvanç her turk kızının begenısını aldı tamam ama :) artık oyunculugu okey kanıtladı adam :) saĞol yorum için

      Sil

Birşeyler söyleyesim geldi