31 Ocak 2014 Cuma

Accidental Couple, Ad Genius Lee Tae Bak, Can love become Money / Kore Karması 4


Her zaman muhteşem diziler tanıtmayım dimi :)

Çok kötü, kötü ve eh lik diziler olsun bu sefer. Bu dizileri nasıl izlemeyi başardım bilmiyorum. Gerçi atlaya zıplaya izlediğim için pekte izledim sayılmazlar.



Accidental Couple bence çok accidental yapılmış bir dizi. Ayy yani :)
Tamam çok alakasız tipler olucaktı konu itibariyle bunu anlıyorum da. Yani bu kadar da alakasız olunmaz :d
Jeong min hwang'ı daha önce hiç görmemiştim. Ama tam bi şebelek tip yapmışlar adamı :d Bide nasıl ezik Allahımm.. Şu fani hayatta en hazetmediğim şey ezik erkek profilidir.
Kim ah jong da estetik abidesi. Kadını nerde izlesem yüzü beni inanılmaz rahatsız ediyor. Hep izlerken "ayy töbestafurullah" oluyorum. İnsan haline şükretmeli.
Han ji soo (kim ah jong) ünlü bir oyuncu. Bir karışıklıklar oluyor ve bizim ezik postacı goo dok baek le evlilik anlaşması yapıyor. Sonra aşık oluyorlar felan felan. Aslında konu olarak güzel eğlenceli bir konusu var da işte maalesef. Zaten 2009 yapımı. Bende atlayarak zıplayarak izledim. Siz izlemeyin diye yazıyorum bunu.
Ay belki varlığından bile haberdar değildiniz :)



Advertising Genius Lee Tae Bak, 2013 yapımı ve yanrollerde  han chae young,  jo hyun jae gibi isimler var. Ben ikisini de beğeniyorum. Kadın tam uyuz kadın rollerine biçilmiş kaftan. Ama o lee tae bak ve baek ji yoon u çok mu aramışlar merak ettim.
Konu itibariyle gene ezik erkek, zengin kız var. Bu konular bana gelmez ya. Yine de atlya zıplaya izledim işte :)
Lee tae bak, reklamcı olmak istemekle beraber hiç eğitimi ve deneyimi olmayan bir tip. Anca reklam tabelası asabilmiş buna rağmen yılmadan iş arıyor filan. Hayatındaki herşey kötü gidiyor. Sonra da dizi boyunca aşağılanıyor. Ha diyorum bu sefer dikiş tutturdu artık intikamını alıcak, yok gene bi ezik bi ezik. Onun dışındaki tüm karakterler kendini beğenmiş, ozguvenli. Bi başrol ezik looser :) Olmamış yani.
Sıkıcı bir diziydi. Hep reklamın sektörünün  kralı olucak sandım, bi cacık olamadı :)
Bu kadar yergiden sonra izlemezsiniz sanırım :)



Can love become money'i benim favori oppalarımdan yun jung hoon var diye izledim.Vampir savcı dan tanıyor olabilirsiniz, ya da i summon dan biliyorsunuzdur. Ben beğeniyorum oyunculuğunu. Bir de konu itibariyle yine sacannimliydi ( sacannim mi diyorlar hecannim mi anlamıyorum :) ) :) Bu sefer hayli zor bir "sacannim" . Takıntılı, parasına düşkün, bir şeyi beğenmez böyle baya bildiğin uyuz ama. Belki de bilmediğin.
Kızımız tabiki looser. Başka türlüsünü bekleyemezdik dimi. Bu hatun da uhm ji won. İlk defa izledim başa diziden tanımıyorum ama pek beğendiğimde söylenemez :)
Kızımız looser dediğim gibi, sorunlu bir babası var. Babasının yüzünden başına gelmeyen kalmıyor.
Bizim zorlu uyuz başkanın yanına sırf para yüzünden sekreter olarak giriyor. Kovulmayaya çalışıyor. Tabi bu sırada intikam almaya çalışan yan roller, acıklı geçmiş gibi klasik konularda devreye girerek dizimiz nihayetleniyor.
Yani ben böyle konuları severim ama bi sıktı beni nedense izlerken. Çok kötü değil ama ben sevmedim.

Ne kötü dizileri tanıttım size dimi.?






23 Ocak 2014 Perşembe

Secret, Master's Sun, Good Doctor / Kore Karması 3



Selam aleykum.
Uzun zamandır Kore dizi yazıları yazmıyordum ama izlemeye devam ediyorum.
Dizi izleyeceksem o Kore dizisi oluyor.

Bu arada  Kuyudaki Koro dergisinin 9. sayısı çıktı. Bu sayıda bende bir öykümle varım. Kuyudaki Koro'yu bulabileceğiniz yerler burda. 




İlk dizim "Secret"
Bu hayli acıyı içinde barındıran diziyi ben çok sevdim. Sizde seversiniz bence.



Öncelikle ben Ji sung'u çok başarılı ve sempatik buluyorum. Onun yapımlarını izlemek keyifli. En son "protect the boss" da izlemiştik..
Hwang Jung Eum'ı ise başarılı bulsam da bana fazla estetikli gibi geliyor. İzlerken de beni rahatsız ediyor resmen :) Özellikle bu dizi de daha da hissettim. Ama oyunculuğu çok iyi ve genellikle dizileri de başarılı oluyor.
 Konusu ise;
Min hyuk ( ji sung) Bir chaebol oğlu. Her Chaebol oğlu gibi baba parası yiyip aylak aylak dolanan bir tip. babası sevdiği kızla evlenmesine müsaade etmiyor diye aklınca o şekilde intikam alıyor.
Yoo Jung (jung Eum) Savcı oppasıyla evlilik hayalleri kuran ve babasıyla mutlu mesut yaşayan sıradan bir vatandaş. Tabi Oppası savcı olsun diye saçını süpürge etmiş. Yedi senelik ilişkilerinin sonunda Savcı olan oppa Ahn Do hoon, sonunda yoo jung'un beklediği evlilik teklifini yağmurlu bir gece yapar. Mutlu başlayan gecenin sonu kabus gibi biter ve dizimiz burada başlar. Bundan sonra i baya baya spoiler ;
 O gece arabalarıyla bir kıza çarparlar, fakat savcı oppa kıza farkettirmeden olay yerinden uzaklaşır. Çünkü yeni savcı olmuştur ve hafiften sarhoştur. Konumunu tehlikeye atmak istemez. Çarptıkları kız kader bu ya, Min hyuk'un sevgilisidir ve karnında bebeğiyle hakkın rahmetine kavuşur. Tabi Chaebol oğlu olmak, kanını yerde bırakmamak için hayli kolaylıklar sağlayan bir durumdur :) Sevgilisine çarpıp kaçanı bulmaya yemneder. Bu arada birtakım olaylar sonucunda kaza ortaya çıkar ve oppasına hiç bir türlü kıyamayan yoo jung kazayı üstüne alır. İronik bir şekilde davanın savcısı olan oppası 5 senelik bir cezayı keser sevgilisine. Eh aptal olmayın kızlar, ne kadar severseniz sevin oppanızı, onun suçunu da üstlenecek kadar değil abartmayın :)
Allahımm devamında yaşanan olaylar beni ağlatmaktan bi hal etti. Bunca şey ne pişmiş tavuğun başına geldi, ne de başka kimsenin başına.
Onca şey yaşadı dayanıklı jung, genede gık demedi kadın anacım. Normal insan olsa
bin kere intihar ederdi Allah korusun.
Neyse ki sonu mutlu son oldu, kötüler acı çekti. Bana kalsa ben sürüm sürüm süründürürdüm de :) Ama olsun. Hiç bir şey olmasa ben ji sung'un hatrına izlerdim bu diziyi :)
Sizde izleyin :p




Master's sun, benim çok eğlenerek izlediğim bir dizi oldu. So ji Sub'ı böyle komedi de görmek ayrıca keyif verdi. Zaten her zaman söylemişimdir, bi tane "Sacannim" olsun, bi tane de ezik kız. Tam benim dizim. Her türlü versiyonunu hiç sıkılmadan izlerim. Allahım o zengin ceo'nun kızı ezişi nasıl hoşuma gidiyor. O zenginlikten gelme çok bilmişlik, kendine güven ve o "her yer benim ya" havası... Sanırım önceki hayatımda burjuvaydım. Ya da insan ismiyle beraber yaşarmış ya, malum melike damarım tutuyor :)
Geyiği bir yana, öncelikle oyuncularını sevdiğim bir dizi bu. Gong hyo jin'i bir çok dizi yazımda nasıl ezik bulduğumu, hoşlanmadığımı anlatmıştım. Meğerse kadın iyi oyuncuymuş :) Yani harbiden ezik gördüğüme göre? Tabi etnik farklılıklar filan benim çözmem bu diziye nasipmiş. Bu kadının izlediğim üçüncü dizisi ve üçünde de ezik roldeydi. ama bu dizide farklıydı.Öncelikle saç rengi inanılmaz yakışmıştı. Bir daha asla siyaha boyatma gong hyo jincim. "Andue!" ( Bakın arada yazamadığım ve duyduğumu uydurarak yazdığım korecemle işleri ilerletiyorum :) )
Makyajı da saçına göre çok güzel yapıldığından kadın bu dizide hoştu. İlk başlarda deli gömleği, pijama ya benzeyen kıyafetlerden sonra şöyle doğru dürüst elbise de giyince.. Ohoo.. Baya bildiğin güzel oldu :)
Bu dizi de de ezikti ama sevimliliği fazlaydı. So ji sub'la çok yakıştırdım. Derken kadını artık beğeniyorum, hadi kaptı köfteyi :) Zil takıp oynayabilir :)


Dizi bir kere çok yönlüydü. Bir sahne de tırsıyosunuz baya baya, sonrasında gülerken birden içiniz acıyo. Nasıl bir senaryoysa, hem korku hem romantik hem de komedi. Nasıl olmuş, çokta güzel olmuş, çokta iyi olmuş bence.
Hala diziyi anlatmadım farkındaysanız :) Tae gong shil, tıpkı ghost whisperer'daki melinda gibi ruhları görür. Ruhlar bundan yardım isterler filan. Ama Tae gong shil'in ruhları baya korkutucu olabiliyor, melinda'nın kiler okadar acımasız değildi paşa paşa gelip bir şeyler istiyorlardı :)
Jo joo won'da Giant avm'nin ceo'su. Ben anlamıyorum buralardaki avm'lerde böyle ceolar peşinde onbintane adamlarla dolaşıyor mu? Kore'de dolaşıyorlar ve hep fakir kızlara aşık oluyorlar :):)
Tıpkı kim joonshi gibi. Kibirli huysuz zengin ama yakışıklı bu ceo'nun tek derdi işi. Ha tabi birde geçmişinden kalma bir sırrı var, ölümlü kalımlı.
Tae gong shille bir hayaletin hikmeti olarak yolları kesişir, sonrasında kendi sırrını çözmede tae gong shilin güçlerinden faydalanmaya karar verir derken olaylar olaylar...
Her bölüm farklı bir hayaletli olay işlendikten sonra işler aşka meşke dönünce daha çok bu ikili üzerinden devam etti senaryo.
Ya dizinin replikleri çok mecazlıydı ya da benim izlediğim altyazı berbattı. Bu ihtimallerden dolayı ben özellikle son bölümlerinde sıkıcı buldum.Size tavsiyem adam gibi altyazı bulun :)
Dizinin ost'lerine bayılıyorum. Hala dinliyorum. hepsi benim bebeklerim...



Yani bence izleyin bu dizi olmuş. Zaten So ji sub cılar durmamıştır, izlemiştir.


Good Doctor, baya ödülleri silip süpüren bir dizi oldu. Tabi bunda Jo won'nun harika ötesi oyunculuğunun etkisi çook çok büyük. Sırf onun oyunculuğu için bile izlenir. ( Gerçi bu çocuk normal hayatta da bi saf gibi. Geçen şu kbs sbs lerin drama awardslarının red carpetına bi göz attım da baya saf saf bakıyo yazık :) )
Fakat konusu zaten güzel. Sadece bana göre fazla dramdı ve acı yüklüydü. Çoğu zaman diziye girip içimdeki Kara Murat'ı ortaya çıkartıp "savulun adiler, kancık köpekler" diyip park si o yu koruyasım eve getirip dünya ahret küçük kardeşim ilan edesim geldi. Zannediyorum ki her izleyen bunu yapmak istemiştir. Kılıcınızı kuşanında öyle izleyin bari diziyi :P
Park si on yani joo won savant sendromlu bir gencimiz. Savantta, otizmin bir çeşidi. Çok zeki ama normal insan tepkileri gösteremeyen cinsinden. Küçüklüğünden başlayan dizi, park si onun zorlu hayatını gösteriyo ki ne üzüldüm ne ağladım :(



Büyüyünce, bizim ki cerrah oluyor. Yani o kadar bilgili oluyor ama hastalığından dolayı doktorluğu onanmıyor. Ona kol kanat germiş ajussimizse kendisi de baş hekim, onun hastanesinde doktorluğunu onaylatmak istiyor.
Dizi başlıyor.
Bunca dramın sonu ise güzel haber  mutlu bitiyor ^^
Gönül rahatlığıyla izleyin :)
Hatta o kadar ki bizim ki kendine "yoja çingu" bile ediniyor naber :)


Ne güzel diziler tanıttım size.
Hepsi çok güzeldi cidden.

Şuanda man from stars ve prime minister'ı izliyorum. Ay ikiside çok süper üstü gidiyor. Bitsinler onları da yazıcam :)





18 Ocak 2014 Cumartesi

Zamanda Ask (About Time)



 Film yazisi yazmayi seviyorum.
 Imkanim olsa bir film senaryosu da yazmak ve cekmek isterdim. Bazen aklimda cok ilginc senaryolar beliriveriyor. Ve bu bazenleri cok oluyor, senaryolastirsam baya baya senarist olurdum :)

About time, yeni bir film. Afiste Rachel Mcadams 'i ve yagmurlu havayi gorunce "al bayik bayik olaganustu ask hikayesi"  dedim kendime. Ama olumlu birsuru yorum okuyunca izlemeden cirkeflesmeyeyim dedim ve coktum basina:) Richard Curtis basarili bir is koymus ortaya yine. Bu zamanda yolculuk hikayeleri cok riskli.  Mantigini kurmak ve onu o zeminde ilerletip kendinle celismemek zor. Kore dizilerinde bir ara inanilmaz modaydi ve benim izlerken mantiksiz buldugum birsuru durum oluyordu. Onlar diziydi belki ama yinede temelde cok farkli oldugunu dusunmuyorum. Sacmaligi zaten mumkun olmayan bir durumu sevimsizlestiriyor.
 Rachel Mcadams basarili bi oyuncu. Kadin bu tarz rollerde gayet basarili. Dumphall Gleeson i ilk defa izledim. Ilk etapta "omg bu kizili nerden buldunz" dedigimi hatirliyorum ama beni vuran ingiliz aksani ve sevimliligi, asiri yakisikli olmayisi dogal hali bence filmi guzellestirmis. Her romantik filmde ultra hos adamlari kullanarak gerceklikten uzaklasmak artik bence problem. Boyle dogal samimi olun canimi yeyin :)

Tim Lake,bir aile gelenegi olarak gizli yetenege sahip,ailesiyle arasi inanilmaz tatlilikta olan bir avukat. Ailesinin yanindan tasinip calismaya baslayinca Mary adinda bir kizla tanisir.
Filmin devami mary ve timin iliskileri, aile iliskileri uzerine. Senaryo "Carpe diem" uzerine kurulmus diyebilirim.Bol mesajli ve sicacik bir film. Normalde mesaj diye kasan filmleri sevmem ama bu film ayni zamanda akillica ve hos. Bir cok repligi yuzumde tebessum olusturdu. Tekrar izlesenizde sikilmayacaginiz bir film. Ama korkarim notebook gibi cilkinin cikmasindan.

Imdb'si 7,9. Bir alex degil ama guzel.

Ben sevdim ellerde izlesin.





1 Ocak 2014 Çarşamba

47 Ronin, Dünya Savasi Z (World war Z),Korku Seansı (The Conjuring)


Selam sana ya sinemasever.
Yılbaşı diye dün akşam kuduranlardan mısın yoksa oturup iç muhasebesi yapanlardan mısın?
Bu günü yatarak geçirenlerden misin yoksa erkenden kalkıp "bu gün tatildi di mi ya" olanlardan mısın?

 Biz milletçe çok değiştik. Geçen gün iş sebebiyle uğradığım ptt'de  o asla gelmeyen sıramı beklerken insanların tl'lerini hiç acımadan "milli piyango"ya harcayışlarına şahit olunca artık bizim başka bir millete dönüştüğümüze inandım.
Eskiden de milli piyangodan bilet alan çoktu, eskiden de hindili tombalalı yılbaşlarımız vardı.
Ama herkes evinde çam süslemiyordu.
Altına hediyeler koymuyordu.
Ya da ne bileyim, ipini koparmışcasına sokaklara çıkmıyordu.
Tatil planları yapmıyordu.
Kültürümüze giren en fazla tombalayla hindiydi.Kutlayan  gene sonunda portakal soyup tv de program izliyordu.
Şimdi ciddi ciddi noel ruhu yaşıyan nesil var.
Sınıflarında bile çam ağacı süsleyen liseliler var.
Bizim kültürümüze noeli ne güzel sokmuşlar. Bu "Christmas" bunu daha iyi anladım.

Suriyeli bir mülteciye yardım edilmesini isterken aldığımız cevap "Suriyeliye demi biz yardım edicez" ken milli piyangoya hiç acımadan sorgulamadan paralarını veren yığınlara dönüşmüşüz biz.

İkibinondört'ün ironik ve acılı haberini ilk ben vereyim size, bizde kültür mültür kalmamış beyler.

                                                            ***


47 Ronin, sinemaya girmesiyle gitmeme sebep olmuş olan bir filmdir.
Malumunuz Keanucuğum uzun bir aradan sonra döndü beyaz perdeye. Fragmanın çekiciliği ise bambaşkaydı.
Fakat fragmanla film arasında farklar var.
Fragmanda hissedilen, bol aksiyonlu, actionlı bir film. Görsel efektlerin konuştuğu uzun zamandır piyasada olmayan ve özlediğimiz fantastik bir film gibi.
Normalde olansa filmin aslında fragmandaki kadar actionun olması.
Konusunu sevdim. Fantastik bir hikaye.
Ronin, efendisiz kalmış samuray demek. Film, Ako halkının efendisi Lord Asano'nun birtakım entrikalar sonucu ölünce, efendisiz kalan 46 samuray ve biz melezin (burda melezimiz Keanu oluyor ki gerçekte de bir melez oluşuyla ilintisine dikkat) intikamını anlatıyor. Tengriler tarafından büyütülen ve çeşitli sihirleri bilen melezimizin Lord Asano'nun kızıyla yaşadığı imkansız aşksa filmin diğer bir boyutu.
Filmin duygusal yönü daha fazlaydı. Bir çok yönden "the last samuray"ı hatırlatsa da bunu farklı kılan fantastik yanı.
Filmin aksiyon kısmı fazla olmadığından, görsel olarakta doyurmadığından aslında beklediğimi bulamadım. Çok daha iyi olabilirdi, yönetmeni başarısız buldum.
Ama ben yinede sevdim. Keanudan dolayı :p" Adamım Keanu sana yıllar işlemiyor,yıl algımı bozuyorsun, böyle elli yaşında olunur mu?" diye sordum filmi izlerken çoğu zaman.
İmdb'si 6,7. İlk çıktığında 7 lerdeydi. Zamanla daha da düşebilir maalesef.


***



World War Z, bir dakika bile temposu düşmeyen, aksiyonu ve gerilimi bol bir film.

Bir de klasik Hollywood tribine girmeselermiş benden geçer not alırlarmış. Maalesef, yine israili öve öve bitiremediler. Bunun dışında konu olarak çok extrem olmasa da  filmi ve brad pitt ciğimi beğendim.


Bir çeşit virüsle insanlar "zombileşiyor" . Bir çeşit "im legend" vari film, sonuyla sanırım ondan ayrışıyor. Klasik zombi filmlerinden pek farkı yok ama aksiyonu ve görselliğinden dolayı seveceğinizi düşünüyorum.
Bir çok yerde olumsuz yorum okumuş olabilirsiniz. Bu yorumlara bakarak kanaat oluşturmayın filmi izleyin derim. Çünkü o kadar da yerilecek bir film değil bence.
Brad'ciğimin hiç mi hatrı yok hem?
İmdb'si 7,1. Bu kadar eleştiriye iyi not almış.
***



The Conjuring, genel kanaata göre ikibinonüç'ün en iyi gerilimi.
Yönetmen koltuğunda eli "testereli" James Wan var. Çekik sevgimde yanılmıyorum :)
Filmin büyük bir bölümü korku klişelerinden oluşsa da James Wan farkıyla yine de kendini öne çıkarıyor.
İyi bir korkuseverseniz belki sizi çok germez ama benim gibi korkuyla pek aranız yoksa baya gerilip korkmaya hazır olun :)
Korku filmlerinde "korku obje"lerinin gösterilmemesi her zaman beni daha çok germiştir. Film bir yere kadar böyle giderken bir yerden sonra o "gözüken hayaletler, şeytanlar" ve "şeytan çıkarma seansı" ndan sonra biraz etkisini yitiriyor.
Fakat tabi ben yine de çok gerilip korktum :)
Bir kaç sahnesi özellikle çok etkileyiciydi.


Ayrıca, Vera Farmiga'yı pek beğenirim ve de hikayenin yaşanmış bir olaydan uyarlanması (!)  hoşuma gitti.
imdbsi 7,6. Yerinde.


Keyifli seyirler.