18 Şubat 2014 Salı

Senden Önce Ben / Jojo Moyes



 Bu kitabı okuyalı çok oldu ama henüz yazabiliyorum...
 Bu sıra bookclub olarak kısa bir tatile çıktık ama dönüşümüz muhteşem olucaktır, eminim :)

Bu çok "ağlak" olmasıyla meşhur kitabı ben sevdim. Çok akıcı, bir solukta biten, aman n'olcak acaba  diye meraklandığımız kitaplardan...
Sonunda bende ağladım. Fakat ben zaten ağlak bir insan olabiliyorum çoğu kez. Hele modundaysam kapı gıcırtısına bile ağlayabilirim. O yüzden ben kıstas sayılmam bu konuda :)

Clark, küçük bir kasaba da doğmuş, büyümüş ve hep orada yaşamış, iyi kötü işlerde çalışmış, uzun soluklu da bir ilişkisi olan gayet sıradan bir kızcağız. Bir gün çalıştığı kafenin aniden kapanmasıyla yeni bir iş arayışına girer. Sonunda bir hasta bakıcı olarak işe girer, ailesinin paraya ihityacı vardır , dolgun maaş her şeye eyvallah dedirtir.
Gelgelelim hasta olan adamcağız, gepegenç delikanlı. Bir kaza sonucu felç kalmış, yemeğini bile kendi başına yiyemeyen birine dönüşen Will'le Clark' ın ilişkisi temamız.
Öncesinde hayli sosyal ve cool bir genç olan Will, hayattan soğumuş vaziyetteyken karşısına çıkan Clark, bir şeyleri Will için değiştirmeye çabalar. Ama en nihayetinde en çok değişen kendisi olur.

Aslında çok ekstrem bir anlatım, olağanüstü bir hikaye yok ama söz konusu imkansızlıklar ve aşk olunca biz kadınlar ayılıp bayılırız. Bence bu kitabı bir erkek sevmezmiş gibi geliyor :)

Kitabı sevdim, insanın yüreğine dokunuyor. Bir engelli insanın problemlerine dikkat çekiyor. Yurt dışında engellileri daha çok dikkate alıyorlar ama burada? Ülkemizde engelli olmak bence x2 problem. Allah böyle bir imtihanla sınamasın kimseyi.
Kitabı sevdim çünkü Clark'ı sevdim. Bir çok kız profiline uyuyor. Sonundaki değişimi göz yaşartıcı :)
Kitabı sevdim çünkü Will'i sevdim. Hayli cool bir adamdı, kafamın içinde fırtınalar estirdi.

Kitabı sevmedim çünkü Will'in kararını öyle anlatmışlardı ki, insan okurken " ay evet ya tercihine saygı duysunlar nabalım" dedirten cinstendi. İnancıma göre böyle şeyler ters. Ben Clark'a "umut dolu mailler atan" o web arkadaşlarından yana oldum hep.

Ve son olarak bu kitap film olsun. Bu senaryo çok tutar, şöyle ağlak salya sümüklü bir film bekliyoruz sevgili hollywoodlu yapımcılardan. Zorlanırsanız cast için beni arayın, aklımda bir kaç isim var hahaha :)


Ha birde bu Martha Stewart tipli hatunların yazdığı kitaplar patladı gitti. Bizim ülkemizde bu furya yazarlar var mı ben bilmiyormuyum yok mu?
Yoksa ben de bir tane yazmak istiyorum ya.  Öyle inanıyorum ki bende bu tarz bir kitabı çok rahat yazabilirim sanki. Kendimde o potansiyeli görüyorum. Çiçekli böcekli kapak, dantelli ayracı da ekledimmiydiii ohhh :) Alırız derseniz yazayım ama, iki üç tane satılacaksa uğraşmaya değmez :(

Velhasıl, ben sevdim eller de okusun.




7 Şubat 2014 Cuma

Prime Minister and İ / Kore Dizisi


afiş gel beni izle diyoo

Güzelll mi güzel bir dizinin daha sonu gelmişken teletabiler, fazla zaman geçmeden henüz her şey tazeyken yazayım dedim :)

Uzun zaman sonra böyle tatlı bir romantik komedi piyasaya çıktı diye ayılıp bayıldım gerçekten :)

 İlk defa Lee beom so izledim ve beğendim. Gördüğüm kadarıyla hayli fanı olan bi vatandaşmış zaten :)
Yoona'yı daha önce Love Rain de izlemiştim ama bu dizide başka bir sevdim hatunu. Rolü ona çok yakışmış.
Yoo si den bahsetmeme gerek yok, evimizin dongsengi oldu iyicene :)


Nam da jung ( Yoona) Scandal news de cengaver bir magazin muhabiridir :) Yeni başkan adayı Kwon yul ( lee beom) hakkında magazinsel bilgiler bulmaya çalışır.
Diziyi izlemeden önce lee beom un yoona ya göre fazla yaşlı kalacağını, Yoo si yoon'nun ikinci adam olmasını saçma bulmuş olabilirsiniz. Bende böyle düşünmüştüm ama kesinlikle öyle olmuyor. Zaten konu itibariyle  başkan ve bir muhabir olunca otomatikman başkan orta yaşlı oluyor.


Bir süre başkanın peşinden röportaj için koşuşturan Nam da jung, sonunda tabiki de bir takım yanlış anlaşılmalara sebebiyet veriyor ve böylelikle dizimiz şen şakrak halini alıyor.

Gerçekten çok eğlenceli bir diziydi özellikle başları. İlk bölümler baya geyik dönüyordü.



Bizim çılgın bediş'i hatırlayanlar vardır muhakak. Onun saçma sapalak hayalleriyle dizi biterdi :):)
Nam da jung da baya hayalciydi tabi kimse bedişin eline su dökemez :d:d



Yanlış anlaşılmalar sonucu, başkanla muhabir jung'un aşk yaşadığı ortaya çıkar. Sonunda da başkanla nam da jung bir sözleşmeli evliliğe başlarlar. Gerek başkanın imajı için, gerekte Alzaymır hastası fazla ömrü kalmayan babasının mutluluğunu düşünen jung için iyi fikirdir bu evlilik.



 Düğünle beraber tabi artık aşk kaçınılmazdır. Tabi en can alıcı noktayı unuttum. Başkan eşini bir kazada kaybetmiştir ve sevimli mi sevimli üç tane veledi vardır :) Da jung'un babası " çoluklu çocuklu herife kız vermek istemem" diyişi filan komikti :) Başbakan olması filan vız gelip tırıs gidiyo demekki :):)


Yoo si yoon'sa başkanın birinci adamı. Tabi dizi boyunca bir haltlar karıştırdığının mesajı verildi biz sevgili seyircilere :) O masum surata da dappun namjalık hiç yakışmıyor ama. Yine  de severek izledik tabi. Yan roller her dizi de olduğu gibi sürekli bir ortalık karıştırma işindeydiler tabi.

Tabi ben kıyafetleri de sevdim buarada Yoona nın. Bu kıza gelinlik yakışıyor. Bir de gelinlerine çok sade saç ve makyaj yapmalarını seviyorum. Çok güzel oluyor bence


First ladylikte pek yakıştı.



elbiseye aşık oldummm

 eteğe de kalp, gömleğede kalp kalp


Ben çok keyif alarak izledim gerçekten. Eğlenerek. Tabi sonlara doğru başlardaki coşkuyu kaybetmeseydi çok çok ultra favorim olabilirdi. Ama maalesef. Bir çok Korean Dramanın kaderi gibi bu da sonlara doğru baya duruldu. 
Bir de saçma bulduğum bir çok noktası vardı. İzleyenlerle bunun krtiğini yapabiliriz :) Ama burda yazarsam baya spoiler olcak. Olmasın.
Sonu ise kötü bir son değildi ama beni pek tatmin etmedi açıkcası. Hani hep derim davullu zurnalı bir son :) O olmayınca beni kesmiyor. Neyse fazla spoiler olmasın ama sonu kötü değildi siz bu kadarını bilin yeterr :)



E gene geldik güzelim bi dizinin sonuna daha :)