29 Nisan 2014 Salı

Kadınlar


 Etrafımda bir sürü hayat akıyor.
Oturduğum yerin arka koltuğundaki kadın telefondakine "yok canımm hıı yok yok hayır hayır hayırrr, öyle olamaz zaten, nasıl istersem öyle olucak, herkes kendi kuoförüne gitcek" diyerek nişanının planını anlatıyordu.
Yanımdaki iş kadını görünümlü hatun, postişli saçı ve ağzındaki sakızıyla tuhaf görünüyordu. Telefonu çalınca " geliyorum abi on beş dakikaya ordayım sen koy çay suyunu" dedi.

Karşımda ayakta duran üç takım elbiseli adamda telefonla konuşuyordu. Hayatlar akıp gidiyordu. Son durağa gelmeden evvel çay suyunu tembihlediği abisine doğru yola koyuldu hatun kişisi. Mini eteği yürüdükçe yukarı doğru çıkıyordu, ben rahatsız oldum ama  o gayet rahattı. Saniyeler geçiyordu. Bir sürü hayat akmaya devam ediyordu.

Son durağa geldik. Hepimiz indik. En işlek caddede tek başıma yürürken yanımdan geçen kadınlara baktım. Kadınlar.. Çirkin güzel yaşlı genç kadınlar... Laik, solcu, dindar kadınlar... Temiz yüzlü, fahişe görünümlü kadınlar... Kadınlar.. O kadar çoklardı ki. Bir an şaşkınlık geçirdim. Bu kadar çok kadın nasıl var olabiliyor? Dünyanın tüm kadınları bu gün bu cadde de mi?
Kadınlar!
Dünyanın bu gün en büyük sorununun açlık, sefalet, savaşlar olduğunu düşünmüyorum. Bu gün dünyanın en büyük sorunu cahil kadınlar bence. Hem de kendi cahilliğinin farkında olmayan, etiketi kültürlü bilgili olan kadınlar. Kadın öyle bir noktada ki hem dünyanın en kutsal varlığı, hem de en pislik en aşağı insanı olabiliyor. Öyle bir şey ki kadın olmak,bir ipte yürüyen cambazın ihtiyacı olan maharetten bin kat daha fazla maharet gerektiriyor.
Kadın, iyi eğitilmezse, sevilmezse, sevmezse herkesin felaketi olabiliyor.
Kadınlar çok sevilmeli. Onlara değer verilmeli.
Değerli olduklarını onlara birileri hissettirmeli.

Değerli olmanın, güzel olmanın, göze hitap etmeyle, sex objesi olarak piyasaya sürülmekle alakasının olmadığını anlatmalı biri kadınlara.
Biri kadınlara özgürlüğün sergilenen bedenle, istenilen ortamlara girip çıkmakla elde edilmediğini söylemeli.
Birileri kadınlara değer vermeli.
Evlenicez vaadiyle kandırılıp kenara atılan kızların dönüşünün muhteşemliği kenara attığı erkeklerle doğru orantılı değil. Onlar filmlerde olur güzelim" desin biri.
Biri kadınların toplumdaki varlıklarının illa çalışma hayatında olmalarıyla hissedileceği düşüncesinden kurtarsın kadınları. "Çalışan kadın" profilini yüceltip çalışmayanını ezen bir anlayışı yıkmak için alsın ellerine baltalarını İbrahimler. Çalışanın kocasına, babasına kafa tutma yetkisinin mutlulukla alakası olmadığını anlatsın bir profosor doktor çok meşhur abi.


"En değerlilerimizi sokağa salmıyoruz" anlayışından "Değer verdiğimizden eve sokmuyoruz" a geçişimizi düşünüyorum. Hangi kadın daha bedbaht oldu? Düşünüyorum.

İmkan olsa zamanda yolculuk yapsam da gidip bir koşu sorsam birine. Gel desem seni götüreyim bizim oralara bir bak. Sence senin zamanında mı kadın mutlu şimdi mi?

Kadınlar diyorum...
Kadınlara değer verilmeli.
Ama o değerin veriliş şekli, biçimi iyi analiz edilmeli...

19 Nisan 2014 Cumartesi

Gezelim Görelim Anadolu'yu- part 1




Başlıktanda anlaşıldığı üzre küçük çaplı bir Anadolu gezisi yaptım.

Ankara'dan başlayıp, Nevşehir, Kayseri, Malatya,Urfa, Mersin,Konya ve Afyon da sonlanan   gezimiz aslında genel olarak yolda geçti :)

Bir haftada bu kadar yeri tamamen gezmek tabii ki imkansız. Belirli başlı yerlerine gidildi. "Dini" içerikli bir gezi olduğundan daha çok türbeleri ziyaret ettik. Babam son bir kaç yıldır tur rehberliğine başladığından kızı olarak bu nimetten yararlanmakta bana düştü elhamdülillah.

Kalabalık ve yol dışında gezi çok güzel geçti. Amma velakin turla gezmek zor zanaat. Başı boş gezmeye alışkınlara göre değil. Tecrübe ettim, gidecek olanlara da uyarımı yapayım :)




İlk durağımız Nevşehir yani Kapadokya, Göreme'yle başlayalım. Kesinlikle gezilesi görülesi bir yer. Ayrıca gitmeyi kafama koydum. Bu şey gibi oldu, kapadokya umresi :) Haccı şart. İnanılmaz yabancı turist vardı. Meğerse Hristiyanlar için önemli bir yerleşim yeriymiş Kapadokya. Vakti zamanında binlerce kilise varmış o vadilerde. Ben bu bilgiyi bilmiyordum gidince öğrendim. Meğer  o yabancılar sadece o şekilleri görmeye gelmiyorlarmışş.




Peribacaları ismi de yabancı bir gezginin verdiği isimmiş. Oluşumları görünce bacaya benzetmiş, etraftada insanlar yokmuş. Bacalardan tüten dumanıda görünce herhalde periler var demiş ve peribacaları oluvermiş.
Zaman kısıtlıydı,biz çarşı pazar görmedik, Asmalı konağı görmedik :) Hayal vadisiyle, güvercinliği görüp yola çıktık. Görülesi eminim daha bissürü yer vardı. Kısa da olsa keyifliydi. Bir balon turu şart :)



Kapadokyadan sonra Kayseriye Şeyh Burhanettin Türbesine uğrayıp devam ettik. Kayseriyi burada uzun uzun anlattım. Zaten gittiğimiz yerlerde uzun uzun kalıp şehri gezemedik. Mesela Malatya Darende'ye gittik ama ne Malatya merkezi gördük, ne de Darende'yi gezdik. Belirli mekanlar ziyaret edilip yola çıkıldı.



Ve benim en çok huzur duyduğum, mutlaka gidilmesi gerektiğini düşündüğüm, hatta birazcık imkan olsa da kalsam diye iç geçirdiğim yer, Malatya- Darende Somuncu Baba Türbesi.

Atmosfer harika, gerçekten uhrevi bir hava var mekanda. Sanki bahçesinde "desturr" diye biri bağıracakta bir Osmanlı padişahı beliriverecekmiş gibi geldi. O bahçesinde soluklanmak, biraz kitap okumak, Tohma kenarında çayla demlenmek, suyun sesini dinlemek istedim. İki gün çok güzel vakit geçirilir. Tıpkı Bosna'daki Blagay tekkesi gibiydi. Malatyalılardan filan gitmeyen varsa gitsin.


Hele hele Türbeye gelirken bir ev vardı. Sanırım orası evdi. Ama nasıl büyük bir bahçesi vardı nasıl güzel bir evdi. Gerçekten kıskandım. Tam dere kenarında Osmanlı esintisi olan mustakil bir ev. Sanki bahçesinde fesli efendiler beliriverecekmiş gibi. Çok kıskandım. Kiminse o ev. Evse tabi orası. Belki bir dernek filandır? Çok büyüktü bahçesi. Bilemiyorum ama çok güzeldi. Anlatımım bile şaştı gördüğünüz üzre :) İki gün beni misafir etseler keşke :) Sahibi filan denk gelirse yazıma sesimi duyurmuş olayım :)




Somuncu baba'yı  ziyaret ettikten sonra ki eğer Somuncu baba'yı bilmeyeniniz varsa buraya tıklayıp okuyup öğrensin, Urfa'ya doğru yola çıktık.



Urfa ve geriye kalanlar da diğer postun konusu olsun bari.

Çok bilgiler vermedim sanırım :) İnanın turla gidince hengameden ve kalabalıktan bende pek bir şey anlamadım. Bir solukta geçti.
Güzel, mübarek mekanları ziyaret etmek, görmek çok huzur verici.

İsteyen herkese rabbim nasip etsin.




3 Nisan 2014 Perşembe

Koreliler Türkleri neden sever?

Bu yazımda bu sorunun cevabını vereceğim.

Zira benimde trafik kaynağım var ve insanımız bu soruyu aratıp aratıp bloguma geliyor.
Bu soruyu aratıp buraya gelen arkadaşım, öyle bir şey yok ya nereden çıkartıyorsun Allah aşkına?

Korelilerin dedeleri severmiştir herhalde sonuçta gazilerimiz şehitlerimiz var. Ama yeni nesilin bir şeyden haberi yok yani öyle söyleyeyim size. Biz seviyoruz onları, bizim ülkemizde var kdrama, kpop dalgası. Bize gelen misafirlerimiz Tarkan'ı bile bilmiyodu yaaa düşün yani!!!
Tarkan diyorum kiss kiss diyorum ha ben ha duvar... Öyle hissiz baktılar :)):)
Sen elmayı seviyosun diye elmada seni sevmek zorunda mı? Sorarım sana...
Korelilerin bizlen bi alakası yok. Tarih okumuşlar, dedesi Kore savaşını anlatanlar filan da sempati duyuyorlardır herhalde. Bir de onların parası bize göre değerli çok olmasa da. Vize mize de yok. Gezmeye geliyorlar işte ucuz oluyo tabi bir Avrupa'ya göre. Öyle yani.
Aydınlattıysam sizi bu sorunun cevabı bu kadar. Başka konuya geçiyorum.



Sizinde arada pride and prejudice kriziniz geliyor mu? :) Ben arada açıp Secret Garden ve Pride and Prejudice izlerim :)  Mr Darcy i özlerim. Bir de o ingiliz aksanını ve her cümlenin "indeed"le bitişini..  Sherlock'u bile sırf şu aksandan dolayı bile ayıla bayıla izlediğimi söylemişimdir belkideee!
En çok Colin Firth'e yakıştırıyorum Darcy'liği... Bridget Jones'ta ki rolünde de Darcy nevaleliği yok mu sizce de ? Bir de her defasında o lydia nın ağzına iki tane çarpmak istiyorum. Çarpıp gülmekten ölmek! hahaha :D







Bu Hong Ki 'nin tatlı bi velet olduğunu bilmiyodum bak :) Şarkıları da güzelmiş. Bunu pek sevdim.


Ben bir haftalık bir geziye gidiyorum. Urfa, mardin malatya gezip gelicem. Dönüşte izlenimlerimi yazarım.
O zamana kadar çav bella. Haklarınızı helal edin. Dünya hali...