28 Ağustos 2014 Perşembe

Ahmet Batman Kitapları



Karşınızda popularizme kurban olmuş biri var.

Ucuza kitap bulduğumda, beleş yemek bulmuş gibi sevinip dünyanın tüm görgüsüzlüklerini bünyemde toplayıp rafları boşaltacak gibi oluyorum.
Yine ucuz kitaplara rastladığım bir gün, Ahmet Batman'nın kitabıyla olan tüm ig fotolarının bilinçaltıma yaptığı etkiyle ve kendisini "başka bi yazar" sanmamla -evet böyle de değişik bir tipim- alışım bir oldu.

Okumayan insanların yazdığı yazılar çok bellidir. İlkokulda Türkçe öğretmeni "sen ne güzel yazıyosun evladım hep yaz" demiş kişiler kazık kadar adam olurlar, gazete bile okumazlar hatta ekranda geçen yazıları okumaya üşenirler ama ellerinde kalem kağıt onlara "hep bahar ,hep aşk". O tarz yazılar nasıl sıkıcı,kendini tekrarlayan, malumatfuruş bir dile sahip olurlar bilirsiniz.

Bende yazdığım bir çok yazıyı sırf bu sebeple yayınlamam.Çünkü insan okumadıkça ne yazdıklarında ne dilinde gelişme olabilir. 2 metrelik havuzda kulaç atıp, kendini denizde sanma vehmine kapılmak istemem çünkü.

İşte bu tanımlamalarım hepsi Ahmet  Batman'nın kitabı için geçerli. Ama derseniz, kendisi ayaklı kütüphanedir, Sefiller'in 234. sayfasında ne yazdığını ezbere bilir. O halde cidden yetenek yok.
Kim şişirmiş bu kadar neden herkes kitabını almış onu da anlamadım.

Bari ben eleştireyimde alacak olanlara bir ışık tutayım dedim :) Yazılar deneme desen değil, günlük değil, anı hiç değil. Herhangi bir blogu okuyormuş gibi bir his yaratıyor. Yurdum erkeğinin "kadınlar ve aşk" hakkında gereksiz aforizmaları.

Yani ben hiç beğenmedim kitaplarını, aldığım içinde okumuş oldum. Sadece yazı sonlarındaki bir kaç söz güzeldi o kadar. Ha bir de kitap kapakları :)


Sizin yorumlarınızı alalım?

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Yirmibeş ağustos bindokuzyüzseksensekiz doğumlular

doğum günü kahvaltım sevdiklerimle beraber


 Selam size.

Sizin de doğum gününüz kutlu olsun :)
Bu gün benim doğum günüm. Aylar öncesinde doğumgünümü kutlamıyolar diye baya atarlı bir yazı yazmıştım. Belki hatırlayan vardır :)

Ben böyle atarlanıp kimse kutlamıyo diye küçük emraha bağlayınca ablamlar süpriz yaptılar bana. Cuma günü kapı çaldı, kendi halimde otururkene. Kim o! diye seslenmelerime cevap alamayınca malum büyük şehir biri kapımın altından su atar bende açıp bakarım organ mafyasına kurban giderim yada teyzenin teki kek getirmiştir ayak üstü yerim ve yine böbreklerden olurum diye camdan baktım :)
Camdan bakıp ablamla gözgöze gelmemiz 5 sn benimse olayı idrak etmem 10 sn mi aldı. Çünkü cidden anlam veremedim :) Karşımdaki ablamdı ama o nalakaydı :) Yeğenleri mi de görünce ampul yandı sonunda! Şok oldum cidden tam süpriz oldu:) Bende ki mutluluk paha biçilemez tabi. Bir de deliler kutu hazırlamışlar bana. Kutuları hazırlamayı seviyorum bayılıyorum hatta. Biliyorlar :) Ağlarım :'(


İşte kutum :) Çerçeve & Binnie ikilisine dikkat hahahah :)
Velhasıl çok cici bir doğum günü oldu. Bunun yanı sıra msjla kutlayanlar oldu, arayanlar oldu. Facebookumdan tarihi kaldırmama rağmen hatırlayan arkadaşlarım dönüş yaptı. Mutlu oldum. Sonrasında kutlayanlar oldu, onlardan görüp dönenler oldu. Hepsi mutluluk vericiydi.Galiba atarlı yazımdan dolayı bana çok üzüldünüz :) Sizin dualarınız ve benim üzülmelerim sonucu güzel bir doğum günüde geçirdim. Bu yüzdende buraya yazmak istedim :) Elhamdülillah.

Yaşlandım. Siz 88 doğumlulara 27 mi diyorsunuz 26 mı bilmiyorum. Ben hep küçük olanı söylerim çünkü doğrusu odur :) Ama bir gerçekte var ki 27. seneme başlıyorum. Halbuki ruhum hala ondokuzlarda. Demek ki insanların ruhum genç diyişi böyle bir şeymiş.

İşin aslı insan yaşamaya doymaz. 100 olsa 200. yaşını kutlamayı diler. Ölüm hep uzak gibi gelir.
Ama biliyoruz ki yarınımızın garantisi yok, elbet bir gün bu hayat bitecek.
Yaşayıp giderken, seneleri devirirken hayırlı işler yapmış olmayı diliyorum.

Boş işlerden uzaklaşmak,dolu dolu vakit geçirmek istiyorum. Yeni yaşım için dileğim bu.

O halde hepi börttey hepinize :)

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Mustafa Kutlu Öyküleri

Kafamda beliren onbinlerce konuya rağmen birşeyler yazamayıp blogumu boşluyorum.

Mustafa Kutlu benim için, hani hep aklınızda olan ama bir türlü kitabını alıp okuyamadığınız yazar olur ya, onlardan biriydi.

Bir türlü elim kitaplarına gitmedi. Ta ki bir ramazan gecesine kadar. Sahura kadar bir solukta okudum Uzun Hikayesi'ni .. Ardından kendimi bir kitapçıda yine Mustafa Kutlu öykü kitabını alırken buldum. Yoksulluk İçimizde' yi de yine aynı serilikte okudum.
Bir çırpıda, altını çize çize ve tadı damağımda kalarak.

Rahmetli babanemin hiç olmayan balkonunda bir ikindi vakti hiç olmayan rengarenkçeşit çeşit çiçekleri arasında babanemle sohbet edip kahvelerimizi yudumlamışız yada kendi ektiğim limon fidesinin yeşillenip limon verdiğini görmüşüm, uçsuz bucaksız kimseciklerin olmadığı tertemiz bir sahilde, şirin bir kulubenin verendasında güneşin batışını izlemişim gibi hisler yaşatan bu kitapları sevmemek gibi bir seçeneğim olamazdı.

Bende sevdim. Hiç yaşamadığım şeyleri yaşamışım gibi hissedip, içimi ısıtan ve farkına vardıran bu öykü kitaplarını seviyorum.Muhtemel daha fazlasını da alıp okuyacağım.

Sizler neler hissettiniz ya da hiç Mustafa Kutlu okudunuz mu?