17 Eylül 2014 Çarşamba

Bir gece karalaması

Şimdi bile düşününce hala o ortamda nasıl bulunduğumu anlayamadığım bir ortamda bulunmuştum uzun zaman önce.

Ortamda kiler grup terapisinde gibi teker teker kendini tanıtmaya başladı.

Uzun, ince,kahverengi küt saçlı, kemik çerçeveli gözlüklü bayan sıra ona gelince hayatını anlatmaya başladı. O tip, o bakışlar... Gerçekten bu dünyaya memur olmaya gelmiş gibiydi. Adını bilmediğim, öğrenmediğim sınavlara girip yüksek puanlar alan, inanılmaz yüksek kpss puanıyla atanan, şimdi de kurumlar arası geçiş için çalışmaya başlayan o bayan...
Kendinden emin ve kararlı bir şekilde aldığı puanları, geçtiği sınavları ve hedefini söylerken, kendide ortamdaki herkeste onun o istediği kuruma geçeceğini biliyorduk.

O günden sonra hiç birini görmediğim o ortamdaki insanların -yolda görsem hatırlamam- içinden bir tek o kemik çerçeveli gözlüklü bayanı hatırlıyorum ve bir tek onun halinden şüphem yok. O istediği yere geçmiştir ve mutludur.

Böyle insanlar var hayatta. Hep ne istediğini bilen, o sınavlara giren, uçuk puanlar alıp, istediği yerlere gelen. Mutlular mı bilmiyorum ama bu hayatta istedikleri bir şey oluyor ve onuda başarıyorlar. Öyle bir hisse kapılıyorum ki, evliliklerini, doğumlarını hatta ölücekleri tarihleri planlasalar tutacakmış gibi..

Ben hiç öyle olamadım ve bu yüzden hep imrendim. Bir şeyi çok isteyip o yolda canla başla çalışıp, insanlarında benim başarımdan emin olacakları bir durumum olmadı hiç. Hep spontane, hep Allahualem... Daha çok kırılgan oldum, güçsüz ve savaşamayan. Daha çok kollanmayı bekleyen,pes eden...

Böyle olduğum için çoğu kez kendimi ezdim,hor gördüm ve mutlu olmadım. Yirmi altımı doldurupta yirmiyedime başladığım şu günlerde daha iyi anladığım gerçek şu ki; herkesin yolu başka, herkes başka türlü gidiyor hayat yolunda. Ben fıtraten güçlü,savaşçı,plancı (yani işlerini planlayıp o yolda çalışan çabalayan)  değilsem, ben sabırlı,hoşgörülü ve idare edebilen biriyim. Ve çoğu kez kpssye çalışıp atanan o bayanın halet-i ruhaniyesi makbulse, çoğu kez de benim sabrım ve hoşgörüm makbul. İnsan kendinde olmayana yada insanların beklentisine rağbet ediyor ama asıl-olan  insanın kendinde olanı bilip, sevip onu parlatması.

Yine uyku tutmayan bir gece de aklıma düşen kemik çerçeveli bayanın hatrına bloguma karalamak istedim. Yine zor bir süreçteyim ama sabırlıyım. Bir çok olay oluyor etrafımda, emsallerini görüyorum insanlar tahammülsüz, ben hoşgörülüyüm. Allah biliyor ya, hepsinin bir imtihan olduğunun farkındayım ve gerçekten içten bir " bu da geçer ya hu" diyorum...

Bu yazıda burda bi dursun. Kendime yada insanlara tahammülsüz olduğumda açıp okuyayım.


16 Eylül 2014 Salı

İtalya Gezimiz /Sienna, San gimignano, Pisa -2014

Roma'dan erkenden ayrıldık!

Elveda Nero'nun yaktığı Roma! Belki bir gün yeniden buluşuruz :)

Yol boyunca Toskana'nın üzüm bağlarını, bahçelerini köylerini izleyerek keyifli bir yolculuk yapıyoruz ve siena'ya varıyoruz.

Sienna meydan

Siena, Unesco'nunda dünya mirası listesinde olan, Ortaçağ mimarisinin hakim olduğu ve Palio denilen at yarışlarının çook meşhur olduğu bir küçük şehir.  Her yıl binlerce turist şehrin en ünlü meydanı  "Piazza del Campo" yapılan da bu at yarışını izlemeye Siena'ya gelirmiş.



 Siena'daki mahallelerin hepsinin ayrı bir bayrağı var ve hepsi bu at yarışına bir jokeyle katılırmış, onlar için çok önemliymiş ve ciddi paralar harcarlarmış bu yarışlar için. Taa ortaçağdan kalma bir gelenek.
Satıcıların çoğunda bu mahallelerin bayrakları satılıyordu ve mahalle başlarında mahallenin bayrakları vardı :) Yani bu iş öyle basitçe bir yarış değil baya onur meselesi :)))
Duomo

Aynı zamanda yine bir Duomo sizi karşılayacak. Siena Duomo'su İtalya'nın en büyük katedrallerindenmiş ve içerisinde  Donatello, Michelangelo gibi isimlerin heykelleri var. Dışıda içide hayli şaşalı. Girişler ücretli, kuyruk olabilir :)

o cafe :)

Biz gittiğimizde kısa bir turun ardından Campo meydanındaki cafelerden birine oturduk. Yanımıza gelen bir sokak müzisyeni nereli olduğumuzu öğrenince "Mavi mavi masmavi diye başladı" :)) Artık birileri mi öğretti yoksa kendisi zaten biliyormuydu bilmiyorum. Eğlenceliydi!



Fazla vakit kaybetmeden San Gimignano'ya vardık. San Gimignano'ya giderken bile yol öyle huzurlu ki! Oraya varıp sur kapısından daha geçerken aşık olmuştum :)
Taş sokaklar, çiçeklerle süslü camlar, zengin sanat yapıları ve romantik restaurantlar...
Atmosfer çok güzeldi, san gimignano kendisini insana sevdiriyor enteresan bir şekilde.




13 kuleli, 12. yy dan beri değişmemiş silueti,duomosu, palazzo del popolosu, şirin dükkanları, meşhur dondurmacıları ve keyifli sokak müzisyenleriyle bana ayrı bir keyif verdi San gimignano..
Gidin görün, es geçmeyin derim.



Ardından Pisa yı görmek için yola düştük. Pisa'ya gidip başka yerleri görmüyorsunuz :) Direk Vaftizhane,duomo ve meşhuur eğik kulenin bulunduğu meydana attık kendimizi. Açıkcası gitmeden evvel Campanile'yi (eğik kule) bu kadar etkileyici bulmuyordum, hatta itiraf etmem gerekirse gitmeden önce araştırma yapmasaydım yanındaki Vaftizhane ve Duomo nun da varlığından bir haber olucaktım :) Bu üçlüye bayıldım, çok ihtişamlılar. Eğik kule,temelinde toprak kayması olup eğilince   ilk olarak 2001'de temelleri sağlamlaştırılıp ziyarete açılmış. Nicola & Giovanni Pisano'nun eserleriyle süslü bu yapılar görülmeli ve evet bir poz verilmeli :)


Üzerimde roma tişörtü,ablam & ben :)

Ve günümüzü Floransa'da güneşi batırarak tamamlıyoruz. Meşhur kırmızı kiremitli Duomu siluetiyle
Floransa, gerçekten etkileyici bir şehir.

O da diğer bir yazı da olsun :)