31 Mart 2015 Salı

Pinocchio / Kore Dizisi 2014





 Aslında buraya yazmıyorum ama ben Kore dizisi çok izliyorum :( Ay keşke izlemesem!
Nasıl bir şeyse bağımlılık yapıyor resmen, artık bir süre ara verme kararı aldım.

Bu sürede de izlediklerimi blogumda yazayım bari.

Pinokyo'ya şöyle bir göz atmak amacıyla başlamıştım :) Genelde diziye ilk bölümde puan verenlerden olduğumdan ilk bölüm  izleyip izlemeyeceğime karar veririm. Pinokyo ilk bölümden sardı ve bir bakmışım dizi bitmiş.




Pinokyo'nun başrolleri hiç ilgimi çekmeyen iki isim Park shin hye ve Lee jong Seok var. O yüzden "kesin izlemem ama bi bakayım" dediğimi hatırlıyorum. Sonra konuda sardı ama daha çok lee jongcuğum kendine bağladı beni. Çocuğun oyunculuğunu çok beğendim ve park shin hye yi de çok beğenmesemde genel anlamda bu dizide bir sempatik geldi. Konuda fena olmayınca kaptırdık gittik.
Ama dizinin en önemli faktörü kesinlikle lee jong seok!




Konusuna gelirsek Choi dal po(lee jong seok)  komplolar sonucu dramatik bir şekilde ailesini kaybediyor ve bir harabocinin yanına sığınıyor. Haraboci bunu kaybettiği oğlu gibi sevip sarmalarken, diğer oğlu karısından boşanıp  kızını da alarak (park shin hye)  babasının yanına  geliyor. Sonra küçük bir kasaba da beraberce yaşıyorlar. Gel zaman git zaman bu veletler büyüyor ve choi in ha (park shin hye) ben gazateci olacam diyor anam gibi diyor. Anası ünlü bir gazeteci. Sonra olaylar olaylar hep beraber gazeteci oluyorlar ve choi dal po ailesine yapılan komployu açıklamaya çalışıyor.

Konu genel olarak böyle umarım çok spoiler vermedim :))

Dizide aşktan ziyade choi dal po nun olayları aydınlatma çabası var, entrikalar filan. Bunun yanı sıra tatlı olaylar da oluyor. Genelde entrikalı dizileri sevmesem de bu diziyi dediğim gibi merakla izledim.

benim notum 10/7

İzleyenlerin yorumlarını beklerim :)


not: bu yazıyı yazalı çok olmuştu ama taslaklardan bir türlü düzenleyip yayınlamak kısmet olmadı. Blogumu daha fazla öksüz bırakmayayım diye yazıyı düzenleyip yayınladım.
Geçen gün bir Kore yazımla alakalı bir eleştiri aldım.
Fazla dindar bir profil çizip açık saçık diziler izlememle ve bunu tavsiye etmemle alakalı.
Doğrusu üç aşağı beş yukarı hepimiz bunların hiç bir şey olmasa vakit kaybı olduğundan izlemenin yanlış olduğunu biliyoruz. Bir çok yazımda bundan yana dertlenmiş, özellikle başlamayanların başlamamalarının altını çizmiştim.
Çünkü en nihayetinde nefsimden dolayı bırakamayıp izlediğim dizileri kendi açımdan masumca kritiğini yaptığım blogumda birilerinin izlemesine alışkanlık kazanmasına sebep olmak istemem.
Keşke biz müslümanlar  nefsimize sahip olabilecek bir olgunluğa sahip olabilsek, izlediğimiz şeyleri biz çeksek, biz yön verebilsek.
Maalesef bir çoğumuzun zaafı günümüzde bu. Bunu yapamıyoruz fakat bende dahil çokça sistemi
ve getirdiklerini eleştiriyoruz.
Acılarımıza ağlayıp, haksızlıklara kızıp, bize sunulan bu renkli hayal dünyalarına dalıyoruz.
 Ben bu dizileri izliyorum ama keşke vaktimi daha hayırlı harcayabilseydim. Bana yapılan bu eleştiriyi haklı ve yerinde buluyorum. Fakat benim de bir insan olduğum ve yanlış yapabileceğim, yanlış düşünebileceğim, zaaflarımın olabileceği unutulmamalı.
Sizde yazılarımı kendi süzgeçinizden geçirip öyle okuyun.

Selametle.






22 Mart 2015 Pazar

noktalı virgül


 Çok zor günler geçiriyorum...

Kişisel olarak pskolojik anlamda. Hani insan der ya daha kötüsünü yaşayamam diye.
O işin öyle olmadığını bildiğimden böyle iddialı cümleler kurmuyorum ama şu yaşıma kadar yaşadığım günlerin en zorları gerçekten.

En çok yardımı olan dualar elbette. Fakat bazen şirazesi kayıyor pskolojimin.

Etrafımdaki insanlardan, sosyal medya çevremden ciddi anlamda nefret ediyorum.

Gözüme mutluluğunu sokanlardan daha bir nefret ediyorum. Bu sanal alem çok fena. Hep mutlu anlarımızı paylaşıyoruz. Eminim bana da çok söven nefret eden olmuştur.


Böyle yazılar yazmayı sevmiyorum aynı zamanda.

Ağlak, amaçsız gibi gözüken, teselli verilmek istense verilemeyen, aynı zamanda acaba derdi ne lan diye meraklara salan..  esrarengiz takılmak niyetim değilde. Anlatmak zaten can sıkıcı.

Yine de en çok rahatlatan şey yazmak oluyor. Yayınlamadığım bir ton taslak yazım da var.

Allah büyük, bu günlerde geçecek. Biliyorum, eminim.

Umarım bu süreçte imtihanını kaybedenlerden olmam.

Belki bu yazı bile kaybettiriyordur.

Umarım değildir.

Allah affetsin.


6 Mart 2015 Cuma

İki film birden :Hector and the search for happiness / Stranger Than Fiction


Hector and the search for happiness, durup dururken insanı mutlu eden bir film.

Biraz little miss tadı var gibi.

Hector, hayatı son derece "tidy" ve monoton bir pskiyatrist. Hep yapmak istediğimi yapıp bir gün gezi maratonuna çıkıyor araştırma yapmak için.

Konu şu: mutluluk nedir?

Hector'ın tenten tadında tipi filme ayrı bir sevimlilik katmış bir de başına gelen bir sürü şeyler bir sürü güzel cevaplar bulmasına yol açıyor. Tabi ki insan o mutluluk notlarını kaydetmeden geçemiyor. Benim gibi ! :)





Sırf bu notlar bile izleme isteğinizi uyandırdı değil mi? :) Bu notları aldıran olaylar filmin konusunu oluşturuyor ve Hector sonunda mutluluğuna kavuşuyor. mu?


Bunu izleyen bilsin o halde. imdb: 6,9 




Stranger than fiction, son zamanlarda izlediğim en orjinal senaryolardan birine sahip bir film.
Buna rağmen filmde bir şeyler eksik kalmıştı. Sanırım o da Will Ferrell'in oyunculuğu. Biraz yavan kalmış, donuk oynamış. Belki çok ses getirmemesi bu yüzdendir? Yine de es geçilebilecek bir film değil. Kesinlikle çok orjinal ve izlerken " abi çok iyi ya" diyebileceğiniz bir senaryoya sahip. Belki yıllar yıllar sonra bir uyarlaması çekilir ve o çok ses getirir, bilinmez. 

 Sonuç olarak hayatı son derece monoton giden vergi memuru Harold Crick'in bir gün gaipten bir ses duymasıyla yön boyut değiştiren bu filmi izleyin. Sonra bana teşekkür edersiniz :)

imdb: 7,7


Hafta sonu ya da cuma akşamı "ne izlesem?"" derdinden sizi kurtaran kahramanınız melike yazdı.


Ciao.




4 Mart 2015 Çarşamba

Bence sen öğüt verme


 Geçen gün facebookta dolanırken bir karikatür gördüm. Karikatürde saçma sapan giyinimli bir kapalı çizilmiş, tesettürünün ne kadar yanlış olduğuna dair eleştiri de bulunan bir karikatür işte bilirsiniz.

Altındaki yorumlarda bir erkek "bir tane yapıştırasım geliyor" yazmış. Bir sürü likelar uçuşmuş.Kadınlar da dahil tabi ki.

Bu yorumu görünce artık böyle yorumların nasıl bıktırdığını düşündüm...

Bir erkek ulu orta bir kadın için yapıştırmak istediğini söylüyor. Elleriyle cezasını verecek. Bunu da İslam için yapıyor güya.

Son zamanlarda saçma sapan bir tesettür türünün türediğini tesettürle alakası olmadığını bunun yanlış olduğunu hepimiz biliyoruz çok defa bende böyle tiplerden hoşlanmadığımı, yaptıklarını da car car cahilce savunmalarından ötürü rahatsız olduğumu çokça yazdım. Söylüyorum da.

Fakat sonuç olarak herkes kendi hayatını yaşıyor. Doğrusunu bilmek ve yapmak, doğrusunu tavsiye etmek hepimizin görevi. Bir şekilde bu tarz birini gördüğümüzde yardımcı olmak doğrusunu anlatmak yada ne bileyim gerçekten Allah rızası için, dinimiz için bir şeyler yapmak isteyebiliriz.Yapabileceğimiz şey sadece eleştirmek yada bir tane yapıştırmak mı?

Kapalı birinin tesettürünü  eleştirmek kimseye  düşmez. Kapalı birine de düşmez.
 "Benim yaptığım daha evla ben kesin cennete gideceğim" diye düşüncelerle yaşayan o kadar çok kişi var ki ben gerçekten hayret ediyorum. Hayır abartmıyorum hepimizin belki de böyle kimseler etrafında var. Sadece itiraf edilmiyor.Öyle ki başkasından selam bile kabul etmeyecek bir kine bürünmüş. Gözleriyle karşısındakine "cehennem odunu" mesajları geçiyorlar. Böyle bir şey olamaz.

Açık bir kadına da düşmez kapalı birinin tesettürünü yada hareketlerini eleştirmek. İslamiyet sadece örtünmekten ibaret bir din değil. Örtünen kadın tüm günahlardan uzak durur, örtünmeyen ne halt etse eder gibi bir algıyı kim soktu içimize? Sen örtünmediysen bir farzı yerine getirmiyorsundur. O eksik örtünüyorsa bir farzı eksik yerine getiriyordur.
Görüyorum bazen şöyle yorumlar yapılıyor " Son zamanlardaki kapalılardan bende hiç hoşlanmıyorum. Ben açığım ama benden daha çok dikkat çekiyorlar"
hımm yani? Bu yarışı kazanamadığın için mi mutsuzsun? Yoksa birisi gerçekten yanlış tesettür uyguluyor diye mi mutsuzsun? E ama bacım sen hiç yapmıyorsun bir şey. E olur olmaz sende bir şeyler için savaş nefsinle mücadele et madem? Yoksa  dinimize zarar geliyor diye düşünüyorsun ondan mı bu yorumlar.. yok vallahi öyle bir kaygınız yok.

Bir erkeğe de düşmez tesettür konusunda atıp tutmak. Ulu orta kadınlara yapıştırmaktan bahsediyorsun senin peygamberin kadını sana emanet etmişken, yaşamında kadınlara kötü davranmamışken... Belki namazını doğru dürüst kılmıyorsun ama kalkıp senle alakası olmayan kapalı bir bayanın nasıl giyineceği konusunda ahkamı kendi keyfine göre kesiyorsun.


İşte böyle tamamen nefsani duygularla hareket eden, kapalı açık kadınlar da erkekler de fitnedir, bu kadar. Dilde emri bil maruf alt metinde ise niyetleri  tamamen  coşmuş kudurmuş nefslerini beslemek olan bu tiplerden yoruldum.
 Önce herkes kendi kapısının önünü süpürsün.