29 Nisan 2015 Çarşamba

Aylak Adam / Yusuf Atılgan




 Türk edebiyatının kültlerinden aylak adam. Beni en çok ismiyle yakalıyordu nedense. Galiba kendimi buluyordum :)

Aylak adam'ın daha akıcı ve daha mutlu bir hikayesi olmasını beklemiştim. Fakat o modern insanın yalnızlığını yaşayan kendi depresifliğinden bir çıkış arayan varoluşsal problemleriyle bir adam olup çıktı karşıma.

Adı bile olmayan, babasından nefret edip onun parasıyla yaşayan, hercai bir gönlü varken diğer yarısını arayan C. çok tanıdık. Çünkü artık insanlar böyle. C. nin iç monologlarının altını bir çoğumuz çizmedik mi?

İlk etapta kitap akmadı, zorlandım.Kendine has dilini çözmek zordu ama alıştım.Sonra bende altını çizdim bir çoğunun.

Ama en sevdiğim kısmı sesli ekliyorum. Günümüz insanın içine düştüğü durum tam olarak bu.
Daha güzel anlatılamazdı.




Aylak Adam'ı okuyun. Bayılmazsınız belki ama fark yaratır.

22 Nisan 2015 Çarşamba

Göğü Delen Adam


Göğü delen adam, Samoa'lı bir yerli olan Tuiavi'nin 1920 lerin Avrupası'nın kendi gözünden anlatıldığı antropoloji kitabı. Kurgu değil, Erich Scheurmann'nın samoa yerlilerinin adaya gitmesi ve tuiaviyle beraber vakit geçirmesi sonucu tuiavinin  onunla notlarını paylaşmasından ortaya çıkmış bir kitap.

 Bilimsel bulgular, antropolojik analizlerden ziyade masum ve safça Tuiaviinin yerli halkını size iyiyi doğruyu ve güzeli getirdik diyen papalagi (yani beyaz adam)nin getirdiklerinden korumak istemesi aslında.

Okurken papalaginin yani beyaz adamın zamanla iyiye evrilmesindense nasıl daha kötü hale geldiğini düşünüyor insan. Misyonerler o zaman da Hristiyanlığı getirmiş yerlilere bu iyi güzel diye. Beyaz adam hala farklı coğrafyaları sana iyiyi barışı getirdim diyerek kendi pis karanlık dünyasına çekiyor. Artık kimse Samoa yerlileri kadar modern dünyadan kopuk değil, beyaz adam pisliğini savaşlarla kusuyor, sonra barışı getirdim diyerek olayı kendine yontuyor.

Özellikle para, zaman ve tanrı konularında değindiği bir çok noktanın altını çizmeden edemedim. Ne yazık ki artık hepimiz birer ucundan kıyısından da olsa papalagiyiz. Bundan nasıl kurtulurum? diye düşündüğümde bulduğum cevap şu oldu: hakkını vererek müslümanca yaşayarak!

Çünkü Samoa yerlilerinin Büyük Ruh'a tapınışlarındaki samimiyetle bir müslümanın yaşadığı gerçek samimiyetin paralel olduğunu hissettim.

Modern zaman dişlisinin çarklarında yuvarlanıp giderken bir süreliğine durduma kolunu çeken bir kitap Göğü delen adam. Bir mola vermek isteyenlere tavsiyemdir!

Bir kaç satırla yazımı bitireyim :

Para uğruna,mutluluklarını vicdanlarını yitirenler; gülmekten, onurundan, sevincinden hatta karısından, çocuğundan olanlar vardır.

Eğer insan çok fazla "şey" e gereksinim duyuyorsa, bu büyük bir yoksulluğun göstergesidir.

Beyaz adamın yaptığı hiç bir şey büyük ruhun mucizelerine yaklaşamaz bile.

Makineleri, marifetleri, büyüleri hiç bir şeyi insanın hayatını uzatmaya yetmedi; ne de insanı daha mutlu huzurlu kılmaya. Gelin onun için biz Tanrı'nın mucizevi makinasına ve onun becerilerine bakalım ve eğer beyaz tanrı bir oyun edecek olursa görmezden gelelim.







8 Nisan 2015 Çarşamba

Surat Asmak Hakkımız / İsmet Özel


  İsmet özel, son dönemin en önemli düşünürlerinden  ve şairlerinden biri.

Hakkında söylenmedik şey kalmamıştır sanıyorum ki. Her kesimin İsmet Özel hakkında fikri var. Düşüncelerini küçümseyip şiirini övenler, artık bizim mahalle de değil İsmet özel diye çıkış yapanlar, İsmet özel adeta bir Akif'tir diyenler ve daha nicesi.


"Surat asmak hakkımız"  okuduğum üçüncü kitabı ve bu üç kitapta neredeyse tüm cümlelerin altını çizdim.

Zaman geçiyor ama İslam dünyasında olan ve gelişen olaylar birbirinin kopyası gibi. "Surat asmak hakkımız" da batı dünyasına karşı bir duruş ve aynı zamanda  öz eleştiri var. Kitap 98 doğumlu ve her şeyin hala doğru olarak kalması can sıkıcı.

Bizim problemimizin bu olduğunu düşünüyorum. Eylemden ziyade söz. Okuyup tartışmak ve bolca laf üretmeyi, söyleyenleri eleştirmeyi, işe yarar mı yaramaz mı diye tahlil etmeyi boş görmeyi seviyoruz. Biz büyük lafların adamlarıyız büyük işlerin değil. Maalesef.

İsmet Özel, söz olarakta eylem olarakta söylediğini yaşayan biri bu yüzden bu kadar önemli bir yere geldiğini düşünüyorum. Bir çok meseleyi Kur'an ve sünnet odaklı ele aldığı için söylediği şeyler hep mantıklı geliyor. En azından bana :)

Kitaptan sevdiğim bir kaç paragrafı paylaşacağım,
 İsmet özel okumalarım ve yazılarım devam edecek :)



"Belki her seyden onemlisi insanlarin felaketlerini buyuk bir telasla arzulamalaridir.Dolap boyle donuyor.Nefret ettikleri seyler icin butun guclerini harcamaya hazir insanlar.Eglencede eglenmediklerini biliyor ama kendilerini mecbur hissediyorlar.Calisma alanlarinin kendilerine ne buyuk tahribat yaptiginin farkindalar ama buyuk bir issizlik korkusu icindeler. Konutlarinda aradiklarini asla bulamayacaklarini bildikleri halde evsizlikten olumcul bir korku duyuyorlar. Insan iliskilerinde bunalima dustukleri halde bu iliskilerin daha ileri noktalara vardirilmasi icin cirpiniyorlar.
Butun bunlar Kur'andan uzak, sunnete ilgisiz kalmanin tabii sonuclari."



"Her şeyin bir fiyatı vardır. Size huzur verdim diyenler bizden ne aldıklarını söylesinler. Onların sahte huzurlarıyla avunmadığımızı, çanak yalamaktan hoşnut olamayacağımızı ve surat asmak hakkımız dediğimizi bilsinler."


"Eğer başta müslümanlar olmak üzere bütün insanlar ilahi kaynaklı bilgilerin kendilerine yön vermesini kabul ederlerse Allah şerleri hayra tebdil edebilir. Ama sanki en sadık kullarmış gibi bazıları kalkıp dünyevi hedefleri ilahi bilgilerin üstünde tutarak ayet ve hadisleri kendi insanlık durumlarını haklı göstermek kastıyla eğip büğme azgınlığını benimserlerse şimdiye kadar gördüğümüz değişmelerin daha çok azap verici olanını yaşamamız kaçınılmazdır."


"Yeryüzünün kirine, günahına, lanetine karşı yapabileceğimiz tek şey şefkate, sevaba, hayra hicret etmekten başka bir şey değildir bana sorarsanız. İnsanın müslümanca ve güvenlik alanına sahip olmaksızın dünyaya gösterdiği her tepkieğer samimi ise tırnaklarını yemekten başka bir yaptırım gücüne sahip olamayacak, eğer samimi değilse şeytanın arasındaki tekerleğin daha hızlı dönmesine yardımcı olacaktır"







6 Nisan 2015 Pazartesi

Oyunbaz - Wulf Dorn



   Kore dizilerine ara verdim dedim ya, kendimi kitap okumaya verdim.

Aradan bu yana üç dört kitap okudum doğrusu. Kendimi alkışlıyorum. Aferin bana.

Oyunbaz, ablamın tavsiyesiyle okuduğum bir kitap zaten kitabı da ondan arakladım :)

Uzun zamandır gerilim, polisiye tarzı okumuyordum ki bu kitap iyi geldi.

Kitap, pskoloji gerilim tarzında ve beklediğimden kesinlikle çok daha iyi çıktığını söylemeliyim.

Başlarken bu kadar beğeneceğimi düşünmemiştim.

Kitap boyunca katil kim? diye tahminlerde bulundum her okur gibi ama kesinlikle tahmin edemedim ve hayli de şaşırdım.

İşte böyle okurken   beni geren ve şaşırtan kurgulara bayılıyorum.

O yüzden tavsiye ederim kitabı eğer bu tarzlardan hoşlanıyorsanız.

Kitap tanıtımını ise direk kopyalıyorum, fazla spo vererek anlatmaya gerek yok.





Hep seni düşünüyorum, yakında sen de beni aklından çıkaramayacaksın…

Psikiyatr Jan Forstner bir gün beklenmedik bir anda, kimden geldiği belli olmayan güller alır. İlk başta güllerin, kitabını okuyan bir hayranından geldiğini düşünen Jan bir süre sonra kasabadaki korkunç cinayetler ile evinin kapısına bırakılan imzasız mektuplar ve hediyeler arasında bir bağlantı kurar. Ona sırılsıklam âşık olduğunu itiraf eden, hiç tanımadığı bir kadından telefon aldığında da her an takip edildiğinin farkına varır. Ve en kötüsü, bu kadını durdurmanın hiçbir yolu yoktur… 
(Tanıtım Bülteninden)


Keyifli okumalar :)

4 Nisan 2015 Cumartesi

Kocan Kadar Konuş / Film 2015



  Son zamanlarda sinemayı Türk filmleri istila etmiş durumda!

"Türk filmi izlemem ıyk" diyen entellerden değilim ama takdir edersiniz, iki gün sonra tv de yayınlanacak olan özgün senaryosu olmayan bir filme de onbeş lira verip izlemek istemem.
O yüzden  güzel bir yabancı film çıksa da izlesek modundayım son dönemler...

Neyse konumuz bunlar değil.

Kocan kadar konuş, fragmanını gördüğümde sıkıntılı zamanlarımı neşelendirmek adına hadi gidelim diye eşime tutturduğum bir film oldu :)

Film kitap uyarlaması olarak bence başarılı olmuş. Çoğunlukla kitaptan uyarlama filmler eksik kalır, kitabı okumadım ama eksik olan bir şey olduğunu düşünmüyorum. Kitabın da öyle çok mesaj veren altı çizilen bir kitap olduğunu zannetmiyorum. Zannetmiyorum noktası önemli çünkü kitabı okumadım tüm bunlar benim ön yargılarım :) Kitabı okumuş sonra da filmi izlemiş birinin yorumu daha isabetli olur herhalde :)

Fragmanını izlediğimde çok güleceğimi düşünmüştüm ama beklediğim kadar gülmedim. Fakat eğlendim, Sabaattin Ali'li kısımlarını sevdim. Ezgi mola'yı beğenen tayfadanım, murat yıldırımı da. O yüzden keyifli zaman geçirdim.

Ama keyfimin olmadığı bir dönemde olmasaydım gitmezdim. 15 lira vermeye değmezdi, yazıyla onbeş :)

Sonuç olarak bu kız ne dedi derseniz?

Çok sinemalık bir film değil, erkeklerin sıkılacağı türden, hanımlara hitap eden, keyifli vakit geçirilen bir Türk filmi olmuş. Muadillerinden çok farklı değil fakat kötü de diyemeyiz.

Herkese iyi seyirler, izleyenlerin alırız bi yorumunu.