28 Ağustos 2015 Cuma

Oh my ghost / Kore Dizisi 2015



 Selamlar..
Upuzun zamandır size Kore dizisi tanıtmamışım:o
Eh malum gündem hep yoğun oluyor şöyle iki lakırdı edecek vakit mi kalıyor Allah aşkına :)

Sessizliğimi bu tatlış sevimli minnoş diziyle bozuyorum.
Ablacığımın tavsiyesiyle başlayıp soluksuz izlediğim izlerken ayılıp bayıldığım bir dizi olduğundan oyalanmadan bloguma konuk ettim kendilerini.

Neden bu kadar ayılıp bayıldım?? Çünküüü olaylarrrr bir şefin ve mutfağın etrafında geçiyor. Yihuuu!



Ben ki şeflere ve mutfaklarının karizmasına aşık bir insanım. İşin içine romantizm ve gizem de karışınca izlemesem olmazdı.




Konuyu kısaca özetlersem Na bong sun hayaletleri çocukluğundan beri gören,dolayısıyla içine kapanık ezik sosyal olamayan lakin mutfağı ve yemek pişirmeyi çok seven bir kızçemiz. Nasıl olmuşsa ülkedeki ünlü ve becerikli pasta yani makarna şefimizin restaurantına yamak olarak girmiş.
Şefimiz afet. Şefimiz dehşet. Ay bu koreli senaristler ciğerimi biliyorlar benim yaa.. Böyle karizmatik ve burnundan kıl aldırmayan, başrol kızı da magmaya gönderen jönleri dayadılar mı ben ekrana yapışıyorum. Bir de oyunculuk iyiyse uff. Atın beni dizilere :))) Shin sun ae ise kini olan bir hayalet. Yani ölmüş ama içinde  bekarlığı ukte kalmış, cennete gitmemiş dünyada insanların içine girip kinini halletme derdinde.



Derken derken hayaletimizle Na bong sunun yolları kesişir. Bizim kinin vucüdünda hayalet bir süre yaşar ve o ezik kızın yerini zilli bir hatun alır. Dolayısıyla olaylar ve actionlar başlar.



Detaylıca yorumlayacak olursam :) -spolu kısım- :



Jung suk u ilk olarak the king 2 hearts de izlemiştim ki o zaman o sakat bacıyla olan aşklarına bayılmıştım favori çiftimdi onlar. Sonra lee soon shinde sırf onun hatrı için izledim o iu denen kızdan hiç hazetmiyorum zaten. Velhasıl nasıl sıkı bir takipçisi olduğumu anladınız :) Lakin burada bayıldım adama. Çok doğal ve gerçekçi oyunculuğu var. Kendisini alkışlıyor, başarılarının devamını diliyorum. Oppa fightingg''

en sevdiğim sahne. Işık yansımalarına dikkat kalp :)



Dizinin son döneminde kızı yine yurt dışına postaladıklarında odasında gitarıyla kızın aramasını beklediği sahne, kızı sarıp sarmaladığı sahne, kendini öve öve bitiremediği sahneler, hayaletin ona dokunduğu sahne, ağladığı sahneler.. İzleyenler gözünüzde potporim canlandı diğmii..
Çok iyi değil miydi? Yalan mı he :)

Kızın oyunculuğu da çok iyiydi. Hayalet ve ezik geçişlerini iyi başarmış.Ben kızı da beğendim.



Her şeyden çok senaryoyu beğendim. Mutfak ekibine aşık oldum. Aralarındaki muhabbeti  geyiği çok sevdim. Keşke bende böyle bir mutfakta mutlu mesut yaşasaydım dedim :) Sos şefinin dangalaklıkları, cordonun tatlılığı ki ben  cordona daha çok yer verileceğini sanmıştım, tatil ve yemek muhabbetleri, "congratulationss" diyerek kutlama yapmaları filan :) Hepsi çok güzeldi. Ben zaten gentleman dignity de aralarındaki o kanka muhabbetinden dolayı daha bir bayılarak izlemiştim.



 Şef bıçağı, mutfakta emir yağdırmalar, restaurant yoğunluğu kalp ben.




Hayaletin olayını da güzel bağladılar. Ezik kızı açıp şefe yar etti, kendi de yaşarken yaşamadığı duyguları yaşamış oldu. Hem de kendi sırrını çözdü. Mukadderat işte :)
 Tadında oldu saçmalamadılar. Klişeyi yapmayıp yani yurt dışına göndermeyip davullu zurnalı şöyle kurtlarımızın döküldüğü bir düğün yapıp kına yaksalardı şayet ben daha mutlu olurdum ama :) En azından sonunu saçma sapan bitirmedikleri için şükrediyorum.



İşte böyle tatlış bir dizi arıyorsanız çekinmeden izleyin.

Yaa ne şanslısınızz!! Keşke bende izlememiş olup bu yazıyı okuyor olsaydım :)


25 Ağustos 2015 Salı

İyi ki doğdum mu Allahım?





"İnsanın sevdiklerini uyurken seyretmekten, saçlarını öpmekten, açılmışsa şayet üstünü örtmekten mahrum olması, doğrusunu Allah bilir, günahlarına kefaret sayılsa yeridir."                                                                                                                      İbrahim Paşalı



Bu söz beni derinden yakalıyor. Ne zaman okusam yüreğimi acıtıyor. Hayatta insanın sevdiklerinden gayrısı yalan. 


Ahir ömrüm yirmi yedi yılı dolu dolu yaşadı. Daha ne kadar vaktim vardır bilemem. Allah'tan istediğim sevdiklerimle beraber huzurlu ve sağlıklıca yaşlanmak. Kalan vaktimi sevdiklerimle güzelce geçirmek.


Arzu ettiklerimi, hayal ettiklerimi bir bir yaşamak. 

Bu doğum günümde karar verdim. En kibar en düşünceli en süprizli kutlamayı ben yapacağım kendime :)  

Üç menekşe, bir cam güzeli , bir orkide, bir yıl başı çiçeği, bir teraryum annesiyim. Gözüme  bir de erica çiçeği kestirdim. Şimdi tam mevsimiymiş. Öyle güzel ki, inşallah bulurum çiçekçi de. Yarın bulursam kendime hediye olarak ericayı alacağım. Ah çiçek bakamıyorum öldürüyorum diye söylenen ben. Kaç tane güzelle uğraşıyorum. 

Sıra kedi de. Ufaktan bozmaya başladım niyeti. Belki bir cesaret alırım kedimi de :)

Kendime kara kaplı güzel bir defter aldım. Bir hatıratım olmasın mı şu hayatta dedim kendi kendime. Yeni yaşımın yeni defteri hayırlı uğurlu olsun. Şimdi ona ne sırlar ne dertler dökeceğim. Hazırlıklı olsun.

Bir de bir ayakkabı var. Balerin pabucu gibi pırıl pırıl.Görür görmez aşık oldum ama alma orucunda olduğumuzdan alamadım. Doğum günüm şerefine indirime girmiş o pabucu alabilirim de kendime. Niyeti bozdum! :)


Şakası bir yana ben 27 oldum ya -yazıyla yirmi yedi-. Yazarken bile inanamıyorum, söylerken dilim tutulacak sanırım. 

Ben burda kalsam da siz devam etseniz :) Olmaz mı :) 

Hayırlısı... 







12 Ağustos 2015 Çarşamba

Haftanın Müziği - Harris J / Salam Alaikum







Geçen haberlerde Büşra Küçük'ün Kötü Çocuk kitap kapağındaki çocuğun imza gününde yaşanan izdihamı okudum. Büşra Küçük'ü bilmeyen var mı? Watpadd'in ünlü yazarı. Kitabı çok okunmuş ve kitap olarak basılmış. O zamanlar yani daha ünlü değilken wattpad için resim olarak küçük bir ülkeydi sanırım hatırlayamıycam bir mankeninin resmini koymuş. Öylesine koymuştur kesin :) Kitap meşhur olunca çocukta olmuş. Sonra mavi bu fırsatı değerlendirmiş imza günü düzenlemiş mankeni yapmış çocuğu. Kendinden geçen ağlaşan kızlar, kaç  saatlik yoldan kızlarını getiren ebeveynler filan filan. Facialık durumlar.

Sonuç olarak insan ergenken o ruhu koyacak yer arıyor. Fanlık için yanıp tutuşuyorsun. Ben mesela deli gibi Fernando hose altamiyano delkastiniyyo hastasıydım. Rosalinda ergenliğimi yedi :))) Biz en fazla dizi izleyip resim topluyorduk. Şimdikiler bizden çok farklı. Fanlıkları da öyle.

Zaten ben geri kaldığımı yaşlandığımı yeni neslin farklılığını yeğenlerimden anlıyorum. En basitinden örnekleyecek olursam yeğenimin geçen tabletine baktım da periskop,snapseet,swarm  gibi bir sürü yeni sosyal mecra keşfettim. Ve benim cidden bunlardan haberim yoktu:o Hoş yine hesap açmadım ne olduklarını bilmiyorum ama benim varlıklarından bile haberim yoktu bunlardan. Yaşlandığımın en büyük kanıtı :))

Sonuç olarak bugünün ergenleri z kuşağı uçlarda yaşıyorlar. Muhafazakar ve dindar aileler bu süreçleri çok iyi yönetmeliler.O ruhu doğru yere koydurmalılar diye düşünüyorum :)

Bu yüzden etrafında ergen olan ve kendine idol arayan genç arkadaşlara helal idol çıktı piyasaya :) Harris j,aweking talent contest birincisi. Bu yarışmayı bende takip etmiş, Türklerden de katılan olur mu diye bakmıştım ama baya kötü tipler vardı bizimkilerden :)
O zaman endonezyalı bir çocuk finalist olmuştu ben onu desteklemiştim ama onlar harris i seçmişlerdi. Meğer planları  justin bieberın helal versiyonunu piyasaya sürmekmiş :) O zaman çakmamıştım, şimdi taşlar yerine oturdu.

 Harris, çok sevimli tatlı hem de güzel şarkıları. Saçma sapan şeylere gönül vereceklerine en azından doğru şeyler söyleyen, iyiliğe teşvik eden idollere gönül versin gençlik  pisliklere değil.diğğmi?

Sizde paylaşıp destek olun harrisciğimize.

Haydi selam aleykum :)




Ay inşallah güzel sesli bir evladım olurda böyle Kuran okumasını öğretirim.  Bu da burda duam olarak kalsın <3 i="" nbsp="">

7 Ağustos 2015 Cuma

Kaçış Oyunları - Alcatraz Korku evi Ankara



 Selamun aleykum gençler

Size geçen akşam gittiğimiz kaçış oyunundan bahsetmeye geldim. Taze taze bahsedeyim ki heyecanımı yitirmeden daha keyifli bir yazı olsun diğmi ama :)

Ne zamandır bir kaçış oyununa gitmeyi istiyordum. Son dönemin yükselen trendi bu oyunlar. Bilmeyenler içinse özetlemek gerekirse, sizi bir eve kapatıyorlar. Senaryoya göre o evden şifreli çözerek bir saat içerisinde kaçmaya çalışıyorsun. İlk defa bir blogta denk gelmiştim ve tabi sherlock ve csi tarzlarına aşık biri olarak hemen gitmeliyim demiştim. Nasip bu zamanaymış. Ablalarım Ankara'ya gelince hemen rezervasyonumuzu yaptırdık.

Alcatraz korku evi, isminden de anlaşıldığı gibi korku temalı. Gitmeden çok meraklı ve heyecanlıydım. Acaba cidden korkcaz mı evden kaçabilicez mi diye. Şüphelerim de vardı tabi eğlenmez miyiz püff bu da neymiş mi deriz? Lakin çok mesuudum ki tüm şüphelerim boşa çıktı. Hem çok eğlendik hem deli gibi korktuk hem terledik hem yorulduk  uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim.

Ziyagiller grubu olarak  tam 44 dk da evden kaçmayı başardık :) Görevliye göre ilk oyun oynayanlar arasında en hızlı bizmişiz
- gözlüklü smiley :) -

Hafta sonu önerim arkadaş grubunuzla kaçış oyununa gitmeniz :) Kalabalık gidin kesinlikle daha eğlenceli ve kaçma şansınız fazla. İlk seferinde zaten sevip sevmeyeceğinizi anlarsınız ama csiları sevenler yada korkuyu uuu bayılırlar :)
Sanırım fırsatını buldukça kaçış evine giden tayfaya kaydımı yaptırcam bende :)

işte ziyagiller :) ve tabi ki en kritik şifreleri çözerek oyuna damgasını vuran ben :p


Ankara da olanlar için alcatraz ı öneririm. korku evi 2 yi de bu hafta açıyorlarmış. Kocatepenin hemen yanında yeri de pek kolay. Bir oyun 100tl biraz tuzlu ama grup olarak gidince çok acıtmaz;)

Herkese iyi kaçışlar dilerim :) Gidenlerin de kaçış hikayelerini dinlerim :)