19 Şubat 2016 Cuma

The Dressmaker / Düşlerin Terzisi (2015) | Burnt / Çok Pişmiş (2015)



Bu  filmlerin fragmanları dönmeye başlayınca çok merak etmiştim.

Aşçılı filmleri çok seviyorum malumunuz. Bir terzi filmi de aynı oranda ilgimi çekince anladım. Beni cezbeden şey işin mutfağı. Bir şeyleri somut olarak ortaya koyan meslekler yani emeğinin sonucunu ahanda budur diyenler.. Çok şanslı!

Beğendiğimden başlayayım o halde :)
                                                     
                                                               
                                                                  The Dressmaker

Dungatar adında kırsal kesimdeki bir kasabada doğup büyüyen Myrtle 'Tilly' Dunnage (Kate Winslet), hakkındaki cinayet suçlamaları nedeniyle genç yaşta annesini ve doğduğu toprakları geride bırakmak zorunda kalmıştır. Çok uzun yıllar sonra hasta annesine bakmak için geri döndüğünde ise Tilly çok farklı bir insandır: Güzel giyinmeyi bilen, korkusuz, kendinden emin bir kadındır artık. Avrupa'nın moda başkentlerinde gördüğü eğitim sonunda çok iyi bir terzi olmuştur. Kısa süre içinde kasabanın kadınlarını tamamen baştan yaratır kıyafetleriyle. Ancak tek niyeti insanlara giyinmeyi öğretmek değil, ona iftira edenlerden de intikamını kendi bildiği şekilde almaktır.

şeklinde özetlenmiş.Sadece fragmanları izlediğimde  bir terzi filmi gibi algılamıştım ilk etapta.




Fakat terzi filminden çok hesaplaşma,geçmişle yüzleşme ve  intikam filmi. Ben çok beğendim.
Kate winslet a bayıldığımı söyleyemem ama bu filmde sevdim.
Filmin basit ve absürd konusu insanı bir şekilde içine alıyor. Belki bir parça durağan bir film ama kesinlikle izlettiriyor. Yer yer hüzünleniyor, yer yer hırslanıyor insan. Bir de bu duyguları bence her insan hayatında bir nebze de olsun tadıyor.

 Yani günah keçisi olmak gibi, toplumun dışına itilmek gibi, menfaatleri uğruna size yanaşan insanlara güler yüz göstermek gibi, sevdiklerinizi bir bir kaybetmek gibi, lanetli olduğunuza inanmak gibi, her şeyi yakıp gitmek gibi...




İnsanı illa ki bir yerden yakalıyor. Oyunculuklar ve görüntüler güzeldi. 
Kıyafetler harikaydı. Şapkalara bayıldım ve eldivenlere aşık oldum.
Tilly bizim kasaba da yaşaydı çok şanslı sayardım kendimi :) Kateciğimin kırkbeşinde yirmilik bebelerle aşk yaşaması da gözümüzden kaçmadı değil. Bence oğlan pek olmamıştı.

İmdb: 7,6

İzlerseniz yorumlarınızı beklerim :)



                                                                      Burnt

Bradley Cooper'ın başrolundeki aşçı filmi. Tabi hemen izledim görür görmez :)
Ama beklediğimi bulamadım çünkü çok şey bekliyordum.
Bradley'e aşçılık çok yakışmıştı ama film yavan kalmış.

Adam jones (Bradley Cooper) Paris'te iki michelin yıldızlı bir restaurant yönetmiş çok usta bir şeftir. Ancak sorumsuz tavırları ve uyuşturucu bağımlılıkları sonucu bir gün her şeyi bırakıp kaçar. Kariyerine yeniden başlamak ve üçüncü yıldızını almak isteyen Jones, Londra'da yeni bir ekip kurmaya çalışır.


şeklinde özetlenmiş. Ben daha çok mutfak üzerine gelişen bir konusu olacağını sanmıştım ama daha çok Adam Jones'un buhranları üzerinde dönüyor film. Bradleyciğime bir gün denk gelirsem sormak istiyorum sıkılmadı mı artık hep böyle birbirinin benzeri karakterleri oynamaktan? Pskolojik problemleri olan, kafası güzel tiplemesi üstüne yapıştı resmen. Kaç filmi var aynı ruh halinde aynı tiplemelerde. Ay benim içim bayıldı. Hollywood'un deli yüreği.Bizim kenan nasıl kabadayı rollerinden vazgeçmiyor buda anca sorunlu tipler.
Beğenmedim yani kısacası. üzgünüm :/


İmdb:6,6


Herkese iyi seyirler.

1 yorum:

  1. Kate'e Titanik'ten kalan bir zaafım var. Fanlık manlık kalmadı da hala dikkatimi çekiyor yaptığı işler. Bunu da gördüm ama izlemeye hiç fırsatım olmadı, belki yakın zamanda bakarım.
    Burnt konusunda da teşekkürler, yemekle ilgili filmleri sevdiğimden izleyecektim ama es geçiyorum. Zaten artık film izlemek yoruyor biraz beni.(!) Sinemaya ilgimi epey kaybettim. İyisi mi zorlamayım daha fazla. :)

    YanıtlaSil

Birşeyler söyleyesim geldi