6 Mart 2016 Pazar

Belgeseller : Everyday Rebellion / The kingdom of hapiness and madness




Bu pazarı ya da bir pazarı belgesel izleyerek geçirirsiniz belki diyerek size tavsiyelerde bulunmaya geldim.





Everyday rebellion, dünya üzerindeki sivil itaatsizliği, aktivistleri, aktivist grupları onların gösterilerini ve direnişlerini konu alan bir belgesel. İspanya, Abd, İsveç, Ukrayna, Mısır, Suriye, İran ve hatta gezinin gösterildiği Türkiye gibi ülkelerde ki gösterileri, direnişleri aynı zamanda akademisyenler, gazetecilerin fikirleriyle süslemişler belgeseli.

Ben belgeseli insanların inandıkları şeyler uğruna savaş vermeleri, davalarında nasıl ısrarcı olduklarını göstermesi açısından sevdim. Bu gün bir yerlerde hala idealist olan ( ideallerimiz çatışsada) bu yönde yaşayan insanların olduğunu bilmek güzel. Bu günlerde hepimizin derdi, lüks yaşam, biraz daha parayken...

Zemini barış üzerine kurulan bir direnişin toplum tarafından desteklenip büyütüldüğünü ve bunun ses getirdiğini, şiddetle beraber var olan bir gösterinin yada hareketin karşılık bulamadığını, karşılıksız kaldığına dikkat çekmek istemişler. Barışçıl gösteri formları, organize hareketleri ele almışlar.
Çok zekice olan, kimseye zarar vermeyen ama dertlerini de anlattıkları gösteriler. Bir sürü pinpon topuna bir şeyler yazıp önemli sokaklardaki merdivenlerden aşağıya atmak, duvarlara sanatsal grafitiler yapmak, bizdeki olan merdivenleri boyamak gibi..

Femen gibi sapıtık kadınları bile taktir ettim :) . Şöyle ki kadınlar organize olup meme açıyorlar, "çıplaklık özgürlüktür" diyip deli danalar gibi koşturuyorlar  :) Böyle komik ideallerin ve hallerin sonunda sürgündeki hayatları aldıkları ölüm tehditleri onları kamçılıyor ve daha iyisini yapacağız diye yaşıyorlar.. Kendi kendime diyorum "dostum kadının çıplaklık ideali ona sürgünde yaşama gücü veriyor, bizler afedersin kıçımızın korkusuna bir şeye sadece hayır demeye bile çekiniyoruz"



The kingdom of hapiness and madness, yani Mutluluğun ve deliliğin krallığı, efsane adam hayao miyazakinin hayatının belgeseli. Ben çook keyif alarak izledim çünkü kendisine ve animelerine olan hayranlığım malum. Onun mütevazi yaşamı, doğa sevgisi,uçma tutkusu, studyo ghibli,  jübile filmi wind rises in yapımı, suluboya ve çizgilerin dünyası... Öte yandan film yetiştirme telaşı, sunumlar, tanıtımlar, yapımcılar... Hepsine kısa kısa değinmişler. Bir animenin yapılışının bu kadar zor olduğunu asla tahmin etmezdim. Kare kare tüm filmi 400 kişi ellerinde çizmişler ya, tam delilik! Tam bir sanat.. Hayran olmamak elde değil.




Geceleri gündüzlerine karışarak bir film yapıyorlar ama geri dönüşümü muhteşem tabi. Müziklerden ses sanatçılarına her şeyine acayip özen gösteriyor miyazakicim. Ama şöyle bir düşünürsek benle yaşıt totoro'nun ekmeğini  yaklaşık 30 senedir  yiyorlar ve bence bir 30 sene daha yerler :)
Burada aklıma hemen "insanın ancak çalıştığının karşılığı vardır " necm 39. ayeti geliyor. Ne kadar da doğru!!..

Sizde Miyazaki severseniz izlerken benim gibi eğlenirsiniz sanıyorum ki. Studyo Ghibli yi görmek bile çok mutluluk vericiydi.Miyazaki kim ola ki diye soru soranlara pek tavsiye etmem :) Çünkü doğal olarak bolca studyo ghibli yapımlarından bahsediyorlar, fransız kalıp sıkılabilirsiniz.

Herkese keyifli seyirler :)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Birşeyler söyleyesim geldi