7 Şubat 2017 Salı

Yalnızlık filmleri #filmsepetim3


 Yalnızlık, şüphesiz insanın en yoğun yaşadığı duygulardan biri.
Doğumumuz ve ölümümüzde ki yalnızlığa inat, sosyal bir varlık olarak yaratılmışız, tüm hayatımız, gelecek planlarımız, hayallerimiz hep kalabalıklar üzerine.
Bir çok adımı yalnız kalmamak adına atıyoruz hayatımızda. "Yalnızlık Allah'a mahsus" diyoruz.
Bu filmlerse yalnızlığa güzellemeler.





Her, konusuyla ilginç ve olabilitesi yüksek bir film. 14 Şubat yaklaşırken izlenebilecek bir film yanılmıyorsam 14 şubatta vizyona girmişti? :) Bu filmi izlerken aşkın ne kadar çok kendimizle alakalı olduğunu iyice  anladım.Theodore, yalnız bir adamdır ve bir yazılım programıyla aşk yaşamaya başlar.Telefonun ekranından ona gezdiği yerleri gösterir, dinlediği müzikleri  dinletir, dünyasını açar. Program sadece sesten ibarettir, fakat zekidir ve  karşılık verir. Ses, Scarlett Johansson'nın sesi.Son derece çekici ve aşık olunabilesi. Gerisi Theodore'un hayal dünyası işte.
Oyunculuk ve konu güzel, buram buram yalnızlık kokan bir film.




The Hedgehog, en sakin, en mutlu ve en üzücü yalnızlık filmlerinden biri.
Belki herkese bunları hissettirmeyebilir fakat ben izlerken bir yandan mutlu olurken bir yandan çok hüzünlendim. Fransız- İtalyan ortak yapımı film, bir apartmanda geçiyor. 11 yaşında elinde kamerasıyla hayata farklı bir yerden bakıp onu anlamsız bulup 12. yaş gününde intihar kararı almış olan Paloma, apartman görevlisi Reneé ve apartmana yeni taşınan aşırı hoş ötesi Japon beyfendi arasında seyrediyor film. Sırf şu Japon asaleti için izlenir film. Adama aşık olduğumu söylersem abartmış olmam. Ben sevdim filmi, şaşırtıcı sonlu. Sıkılır mısınız bilmem ama izleyin bence :)




The Lunchbox, nadir sevdiğim Hint filmlerinden. Çünkü içinde inanmazsınız ama oynama sahneleri/ abartı kareografileri  yok. (buraya alkış efekti alayım lütfen). Konu şöyle, Hindistan'da sefertası sistemi varmış, herkes şirketinde öğlen, evinden gelen sefertasını yiyormuş. Evliliğinde deli gibi yalnız olan, ilgisiz kocasının ilgisini çekmek için güzel yemekler yapmayı hedeflemiş İla'nın sefertası bir gün yanlış adrese, emekliliğine çok az kalmış, yalnızlığında kavrulan memur Sajaan'a gider. Akşam sefertası boş gelir ama yemekleri yiyen kocası değildir. Bunun üzerine yemekleri yiyene not gönderir İla. Mektuplaşmalar, yalnızlığı paylaşmalar.. Hem üç saat değildi hemde böyle altını çizmelik replikleri olan bir filmdi. Güzeldi. Ki ben bu cümleyi Hint sinemasına kurmam :)




Swiss army man, deli absürd bir film. Ya sevilen ya nefret edilenlerden. O yüzden muhtemelen filmin ilk on dakikasında sevip sevmeyeceğinizi anlarsınız. Çünkü film aynı absürdlükle başlayıp aynı absürdlükle bitiyor.
Hank ıssız bir adada intihar etmek üzereyken karaya vuran Manny'nin gelişiyle bu kararından vazgeçer. Sonrasınra Hank ve Manny, ölümüne kanka olurlar. Çünkü Manny, isveç çakısı gibi bir adamdır.
Manny'nin sorularıyla her kavramı birbir  tanımlamış, metaforlarla anlatmış senarist. Hank'in yalnızlığından deli dehşet sahneler çıkmış ortaya. Absürdlüğünü, yalnızlığını sevdim ben filmin.
Fakat filmi iyileştirenlerin yine de sadece oyuncuları olduğunu düşünüyorum. Çünkü eminim ki kötü oyunculuklarla bu film sadece bir "osuruk" hikayesinden öteye geçmezdi.
Paul Dano ve Daniel radcliffe'e tebrik ediyorum, okurlarsa ayıp olmasın :)


Paul Dano demişken, kendisinin ne kadar efsane olduğunu konuşmama gerek yok bence. Çok beğeniyoruz ailecek. Bana kalırsa bu çocuğa akademi ödül verir. Bakın melike demişti dersiniz.
Ne demiştim, heh Paul Dano dedik o zaman onun Ruby Sparks'tan bahsetmeliyim.




Calvin, zamanında çok büyük başarı elde etmiş şimdilerde yazma sıkıntısı yaşayan "tıkanmış" bir arkadaş. Bir de fazlasıyla asosyal, yalnız. Yalnızlığı tercih ediyor. Sonra bir gün oturup bir kitap yazmaya başlıyor, hayallerindeki kızı yazıyor. Sonra bir sabah, o kızı yanında buluyor. Wuhu. Düşünce harika. İşlenişe bayılmasam da Paul Dano izlettiriyor kendini. Hala izlemediyseniz izleyin efem.


İnşallah yalnız kalmazsınız ama yalnız gideceksiniz öte aleme. Unutmayın.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Birşeyler söyleyesim geldi