23 Mart 2017 Perşembe

Şişmana sahip çıkalım


 Buraya milyonlarca kez diyet yazısı yazmış olabilirim muhtemelen milyarlarca kez ahkam kesmişimdir. Bu da onlardan birtanesi. İlgisizlere duyrulur.

Kilo vermek kolay bir olay değil. Eğer hayatınızın bir dönemini kilolu geçirip diyet yapmak durumunda kalmadıysanız olay sizin için tam olarak "yime kardeşim" den ibarettir. Hayatın bir matematiği yok, olsaydı xxxxl gibi bir beden olmazdı. Kimse kiloyu ve kiloluyu sevmiyor :) Dahası kilo sadece görüntü olarak değil sağlık açısındanda her türlü hastalığın temelini atan bir faktör.
Gelin görün ki, tüm bunlar kabak gibi ortadayken kimse kolayca kilo veremiyor. Bu uğurda bıçak altına yatanlar, türlü türlü tehlikeli ilaç içenler, canından olanlar, vs...
Yıl olmuş ikibinonyedi, hala birinin kalkıp şişman birine " iradeli ol, yeme" dediğini duyduğumda ağzına patlatasım geliyor. Sende bu kadar gerizekalı olma ama yapamıyorsun değil mi? O zaman bari çeneni kapasan...
Kilo vermek,bence tamamen psikolojik. Mesela, hiç bir zayıf arkadaş, piyasada ki meşhur diyetleri, diyetisyenleri bilmez. Kilo verdiren, yağ yaktıran çayları, otları bilmez. Şişmanlar hepsini bilir. İlla ki bir şekilde haberleri olmuştur. Diyetisyene gitse ona nasıl bir liste vereceğini bilir. Hatta "bunu mu demek istemiştiniz" diyerek elinde kendi listesiyle ofise girse diyetisyen okeyler. Hepsini bilir ama yapamaz çünkü psikolojik olarak buna hazır değildir.

Çünkü o üzüldüğünde, kırıldığında, mutlu olduğunda, eğlenmek istediğinde tek bir şey yapar; yemek yer!
Daha fenası bu ona öğretilmiştir. Çocukken ağladığında sussun diye eline şeker, ağzına çikolata tutuşturulmuştur. Doğum gününü türlü türlü pasta börekle kutlamıştır. Her durumda mütemadiyen yedirilmiştir ve sonuçta büyüdüğünde yaşadığı tüm duygu durumlarını yemeyle kanalize eder olmuştur. Sonra böyle bir alışkanlığın insanlar tarafından değiştirilmesi istenir. Tabi ki mümkün olmaz ve kendi içinde bir savaş başlar şişmanın.

Yemek ve yememek arasında. Kendisini sevmek- sevmemek, beğenmek, beğenmemek. Etrafındaki insanlar onu sadece dış görünüşüyle yargılar, kendisine olan saygısını ve özgüvenini yitirir. Zamanla yediği için her türlü kötü muameleyi hakeden biri olduğunu düşünmeye başlar, öyle ya, bir kendini tutamıyor!..

Her insanın bir zaafı var, istisnasız. Sizinki zahir olmayabilir, siz duygularınızı başka türlü yönlendirmeyi becerebilen güruhtasınızdır ama şişmanın ki ortadadır ve kusur arayan insanoğlu tabi ki zahirden saldırır.

Bu yazının ana fikri şişmanlara sahip çıkalım değil. Sadece bir durumu analiz etmeye çalışıyorum. Bir insan üstünde neden 30 kg fazlayı taşırı anlamalıyız bence. Çünkü anlarsak etrafımızdaki şişmanları anlarız ve onların gerçekten kilo vermelerini istiyorsak onlara "iradeli ol yav az yeme" den fazlasını yaparız.

Bir kere onların önce gerçekten zayıf olabileceklerine inanmaları gerekir. Sizinde inanmanız gerekir. Siz bile içinizden "ay bu zayıflamaz ya" derken onu ikna edemezsiniz. Kimse annesinin karnından 10 kilo doğmuyor. Beş kilo doğupta zayıf olan yok mu mesela.

Eğer şişman biri diyet yapıyorsa karşısında pizzaları gömerken "iradeli ol" dememelisiniz. Olamaz çünkü o pizza o an en pahalı Gucci marka ayakkabı efenime söyleyim bir gözlük gibi filandır. Paran var, sen Gucci'ye bayılıyorsun, Gucci'de sana. Bu alışverişin gerçekleşmemesi için ne gibi bir sebep olabilir dimi?

Sürekli akıl vermemelisiniz. Verdiğiniz akılları muhtemelen o şişman arkadaş, hatmetmiştir. Bin kere tavaf etmiştir. Sizin haberiniz yoktur.

Ona yakışmamış bir kıyafet giydiğini gördüğünüzde " ay ama olmamış bu vücuduna göre giyinmelisin şekerim" diyerek moda gurmeliğinizi konuşturmamalısınız. Muhtemelen o da güzel durmadığının farkındadır ama yine de çok istediği için giymiştir. 1.80 boyundaki kadınlara topuklu ayakkabı yakışmıyor ama gördüğümde giyme demiyorum çünkü biliyorum ki onun en büyük zevki o. 160 boyu varmışta topuklu giymiş gibi hissetmek.

Eğer "aman banane ya elalemin kilosundan" diyenlerdenseniz gerçekten, laf olsun diye konuşmayın. Sizin laf olsun diye söyledikleriniz kim bilir ne canlar yakıyordur :) Ağzınızdan çıkanları iyi tartın. Ne demişler, bogaz yedi bogum, dil tektir. Yedi yutup bir konuşmak gerek.

Bu yazıyı okurken muhtemelen "amma çekmiş he" demişsinizdir. Hayatımın hiç bir dönemi çok şükür obez diyebileceğim bir kiloda olmadım ama hiç bir zaman zayıfta değildim. Benim her daim beynim şişmandı ve bu konudan çok çektim. İnsanların imaları, hareketleri ve tavırları sürekli kendimi 250 kilo hiç bir yere sığmayan, hiç bir şeyin yakışmadığı, çirkin biriymişim gibi hissettirdi. Halbuki hiç bir zaman üç haneli rakamlara yaklaşmadım bile. Üstüne üstlük her daim diyet yapmaya çalıştım kah becerdim kah beceremedim. Bu konu ağzımda pelesenk oldu ve etrafımdakiler, yakınlarım çoğunlukla kilo alıp vermelerimden illallah etti.

Bu duruma şöyle geldiğimi hatırlıyorum. Ergenliğe girdiğim yaz, hormonal değişimlerle beraber kilo aldım ve alırken bunun farkında doğal olarak olmadım. Çünkü çocuktum. Fakat bir komşu amcamız vardı. Benimle o yaz sürekli dalga geçti. Türlü hakaretler, aşağılamalar. Sözde takılıyor. Hala düşünüyorum adamın amacını :) Neden koskoca adam  bir kızın kilosuyla alakalı yersiz yersiz dalga geçer?

O yazdan sonra bende bu kalıcı oldu. Ömrümün şu zaman dilimine kadarda hep kendimi kötü hissettim. 250 kilo olsam bile sadece beni bağlayacak bir olayda, öyle olmadığım halde hep mutsuzdum.

Birinin hayatında böyle yıkıcı bir etkinin başkahramanı olmaktan Allah'a sığınırım.
Umulur ki her insan sığınır.

Dediğim gibi bu yazı şişmana sahip çıkalım yazısı değil. Bir iç dökme, bir tavsiye yazısı. Ben sağlıklı beslenmeye, kilo vermeye tabiki çalışıyorum. 36 beden olmadıkça bu savaşım hep devam edecek :) Şükür ki depresyonlara girmiyorum artık. Yaşımın otuza dayanmasıyla alakalı olabilir bu durum.

Ezcümle, Allah bizi kalp kırmaktan korusun, amin.









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Birşeyler söyleyesim geldi